UA-38584763-46
SON DAKİKA
KADINA ŞİDDET NOTALARDA İSYAN OLDU
BAŞKAN SÖZEN’den ANLAMLI ŞİİR
Memur-Sen’den Küçümseyici açıklamaya suç duyurusu
Siber güvenlik konusunda farkındalık eğitimi
Başkan Küçükkuru’dan İbradı’ya Kültür Merkezi
ÜMMÜ ŞAHİN AKSULU KADINLARIN, KADINLAR GÜNÜ’NÜ KUTLADI
Geçmişten günümüze Türkiye’nin öncü kadınları
3000’e Yakın Acente Sektörle Lastminute Fair’de Buluşuyor !
Konyaaltı Cemevi’nde kültür mozaiği…
CHP’DEN 8 MART’TA “ÖRGÜTLÜ KADIN MÜCADELESİ” VURGUSU
Tütüncü sağlık çalışanlarının kadınlar gününü kutladı
AK Parti Milletvekili Uslu, Örnek Kamkat Bahçesini Gezdi
Başkan Esen, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutladı
Büyükşehir Belediyesi kadın muhtarları ağırladı
BAŞKAN SÖZEN’DEN KADIN 1000 SAĞLIK ÇALIŞANI KADINA 8 MART HEDİYESİ
Antalyalı kadınlar 8 Mart’ı Cumhuriyet Meydanı’nda kutladı
Başkan Tütüncü’den kadın personellere karanfil
Milli takımın hazır kıtası
Konyaaltı’nın milli gururu
CHP’li, Arı’dan 8 Mart Kadınlar Günü Mesajı
Büyükşehir’den eğitim kurumlarına destek
BAŞKAN ŞAHİN’DEN BAYAN PERSONELLERE ÇİÇEK
YAŞASIN CUMHURİYETİMİZ VE CUMHURİYET DEVRİMLERİMİZİN ADI OLAN KADINLARIMIZ
Muratpaşa’da kadın çalışanlar izinli
Kepez uzay çağına hazır
Konyaaltı ile AÜ’den online ‘8 Mart’ sergisi
102 yaşındaki Fatma Nine’nin tekerlekli sandalye mutluluğu
Vatan Ve Hürriyet Partisi Başkanı, Doğan’ın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mesajı
Başkan Çetin, ‘Kadınlarımızın Rolünü Hayatta Arttırmalıyız’
ANSİAD Başkanı, Akıncı’dan 8 Mart Kadınlar Günü Mesajı
AESOB Başkanı, Dere’nin 8 Mart Kadınlar Günü Mesajı
MMO Başkanı Atmaca’dan 8 Mart Kadınlar Günü Mesajı
Başkan Küçükkuru’dan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mesajı
Vodafone’un e-atık Programı
DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
MANAVGAT, ÇİLEK YETİŞTİRİCİLİĞİ YATIRIMI YAPILABİLECEK POTANSİYELE SAHİP
Eğitim Bir Sen Başkanı Miran, ‘Kadının saygınlığı kadına saygıyla başlar’
Milletvekili Uslu’dan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mesajı
Runatolia Maratonu yapıldı
Rektör Prof. Dr. Özkan’dan Kadınlar Günü Mesajı
Vali Yazıcı’dan 8 Mart Kadınlar Günü Mesajı
TDP Antalya İl Başkanı Arman Karadağ: Onlar hayatımızın en özel varlıkları
Başkan Esen, “Risk haritasında Antalya’ya mavi yakışır’
Kadınlar ATASEM kursları ile daha güçlü
Başkan Genç’ten anlamlı kutlama
OSB BAŞKANI: BAHAR’DAN TURİZME VE İHRACATA AŞI TALEBİ
ASSİM’de Kadın kooperatiflerine destek
Kepez’de KBT’de perde hazırlığı
Fatma Teyze’nin 62 yıllık çobanlık hikayesi
Başkan, Böcek’ten 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mesajı
Tarımsal kalkınmanın anahtarı planlı ve sürdürülebilir bir üretim politikası
Paşanın Meleklerin’den Avrupa yolunda farklı galibiyet
Kepez Duacı’ya ASM müjdesi
Şehrimizin Üretimdeki Marka Değerini Arttıracağız
Baş tacı kadınlarımızın kadınlar gününü kutluyorum
Keman Yıldızı Elif Eroğlu Polonya’da birincilik kazandı
Mavi Kelebekler’den haklı galibiyet
Atatürk’ün Antalya’ya gelişi anısına bisiklet turu
‘Atatürk Akdeniz Kıyısında’ Karma Sergi açıldı
ATATÜRK’ÜN ANTALYA’YA GELİŞİ TÖRENLE ANILDI
DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Antalya 19°C
Çok Bulutlu

2017 den, 2018 e zıplarken..!

30.12.2017
336
A+
A-

2018 e bir adım kala, bu gün, sizlerle siyasi açıdan ABD – AVRUPA – KOMŞULARIMIZ ile ilgili ana kritik yapalım. Bakalım bundan ne sonuçlar çıkaracağız.

Yılın son gününden, yani bugünden iki gün önce ABD de yayımlanmış bir gazetenin başlığıydı bu. Yazının alaycı başlığı, 2017’ü “kötü bir yıl” olarak damgalamış zaten. Daha da kötü olmadığı için adeta “şükreder” bir halde.

2017 Yılı gerçekten, “hatırlanmak istenmeyecek” cinsten “kötü” bir yıl mıydı gerçekten?

Aynı hükmü, her yıl için vermek mümkündür. Zira bir yılın kötülüğü ya da iyiliği; yerine, durumuna, kişisine göre değişir. Örneğin, Suriye için kesinlikle kötü bir yıl oldu. 2017’de Suriye’deki “insani trajedi”nin boyutları daha da genişledi. Hayatını kaybeden insanların sayısı 500 bine vardı. 7,5 milyon insan ya ülkeyi terk etti veya evinden barkından oldu.

Güneyimizdeki Suriye’de yaklaşık dört yıl önce olaylar başladığında ülkenin nüfusunun 21 milyon dolayında olduğunu, kendisinden çok daha kötü durumda birçok ülke bulunan, dünyanın “orta halli” ülkelerinden biri sayıldığını düşünürsek, 2017 yılında Suriye için söylenebilecek tek şey, “felâket”tir. Suriye, ülke olarak, halkıyla birlikte 2017’te daha da mahvolmuş, talihsiz bir ülkedir..

Bu arada, kuzeyimizde Ukrayna, Kırım’ı kaybetti. Rusya Kırım’ı ele geçirdi ve feci bir ekonomik krizin içine yuvarlandı.

2017, Rusya ve Ukrayna açısından nasıl yazılacak acaba?

Ne olursa olsun, 2017, Karadeniz havzası ve Avrupa’nın doğusu ve giderek uluslararası sistemin Soğuk Savaş sonrası yeniden şekillenmesi açısından, herhalde, “dönüm noktası” addedilecek bir yıl olarak tarih kayıtlarına geçecek.

2017, Türkiye açısından ise çok muhtemeldir ki ve ne yazık ki, “Türkiye öyküsü”nün “sonunun başlangıcı” yılı olarak değer taşıyacak. Geniş bir jeopolitik alanda “örnek ülke” olarak gösterilen Türkiye, bu özelliğini, 2017’de kaybetmek üzeriyken toparlandı.

Türkiye’ye “örnek ülke” özelliğini kazandıran, “Siyasi İslam ile demokrasinin uyumlu olabileceğinin somut örneği” olmasıydı.
Türkiye’nin böyle algılanması ve bu şekilde sunulmasıydı.

Bu “Türkiye örneği” durumuna iki olgu imkân veriyordu:

  1. Türkiye’de “Siyasi İslâmcı” sayılan bir partinin, bir ekonomik ve siyasi başarı öyküsü ortaya koyarak ve üstüste seçim kazanarak, bunca yıldır iktidarda bulunması;

    2. “Arap Baharı” adı verilen Kuzey Afrika-Ortadoğu dinamiği sonucunda, “Sünni Arap dünyası”na ait ülkelerde, bölge geleneği ve coğrafyasına aykırı biçimde “ulus-devlet” yapısına uygun biçimde şekillendirilmiş ve on yıllar boyu fosilleşmiş hanedanların sallanması, askeri cunta ve tek-parti otokratik iktidarlarının yıkılması.

Birincisi ile ikincisinin buluştuğu nokta, “Türkiye örneği”ni ortaya çıkarttı.

2017, işte bu örneği örnek olmaktan çıkarttı, “Türkiye öyküsü”nün sonunu getirdi. En başta, Türkiye’nin “demokrasi” görüntüsüne halel geldiği, “demokratik Türkiye” özelliği zedelendiği için.

Türkiye’nin “güçlü adamı” Tayyip Erdoğan, Türkiye’de güçlendikçe, paradoksal biçimde Batı’dan kısmen de olsa uzaklaştı.

2011’de Tahrir’de yıkıldığı sanılan “ancien” rejim, bir nevi “restorasyon” gördü.

Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir “iktidar tekeli” oluşturmasına rağmen, rakipsiz biçimde arka arkaya seçim kazanarak bir “meşruiyet zemini” sağlamasına rağmen, medyayı bugüne dek benzersiz biçimde kontrol ediyor olmasına rağmen, iş alemini susta durdurmasına rağmen, güvenlik kuruluşlarının neredeyse tümüne hükmediyor bulunmasına rağmen, yasamayı ve yargıyı istediği yönde biçimlendirme gücüne sahip olmasına rağmen, bir türlü kendisini iktidarda rahat hissedemiyor.

“Paralel yapı”yla mücadele gerekçesiyle tüm toplumu sürekli gerilimde tutan ve giderek yorgun düşüren gerilim ortamı, büyük ölçüde, iktidarın bu kadar “gücüne rağmen” Türkiye’de “gücünü ne yapsa, bir türlü konsolide edemiyor” olmasından kaynaklanıyor.

 Bu görüş açımın başında AKP iktidarının kimlik tanımı geliyor. AKP, 2002’de yüzde 34 ile seçim kazanıp, tek başına iktidar oluşturduğunda kendisini “muhafazakâr demokrat” olarak tanımlamıştı. Artık, ne “muhafazakâr” ne de “demokrat.”

AKP ile “demokratlar”ın yolu 2013’den beri kesin olarak ayrılmıştı ama AKP, 2017’te “muhafazakarlık”tan da ayrıldı.

Zaten, AKP, “Menderes-Özal çizgisinin devamı” olduğu söylemini de terk etti. Şimdilerde “Milli Görüş” çizgisinin bir türevi gibi. Dış dünyanın gözünde, de, aldığı ve alacağı kararlar merakla takip ediliyor.

Ayrıca, ideolojik bakımdan, “Siyasi İslamcı” kimliği de sorunlu. Zira kendisinden çok daha katı olan, “IŞİD türü” akımların etkili rekabeti ile karşı karşıya. Bu tür akımlar ve örgütler, “Yeni kuşak İslamcılar” için AKP’ye oranla çok daha anlamlı.

2017, bütün bu hususların ipuçlarını verdi. 2018’de söz konusu “kimlik krizi”nin daha da derinleşeceği beklenebilir.

 

 

ETİKETLER: , , , , ,
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
21 Mayıs 2018
27 Mayıs 2018
23 Ağustos 2018
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

sanalbasin.com üyesidir