UA-38584763-46
SON DAKİKA
Muratpaşa’da, Akıllı konteynerler
MATSO, Ak Parti heyetine üyelerinin sorun ve taleplerini iletti
Cemil Meriç Kitaplığı’na ‘Onat Köşesi’
Birlik Haber-Sen’den Antalya çıkarması
Fetih Coşkusu Sosyal Medyayı Saracak
Paşanın Melekleri rövanşı aldı
Başkan Düzen, “Kendisi bedel ödedi ama ülkesine bedel ödetmedi”
Mobil iletişimde milli adımlar!
VALİ YAZICI’DAN, YEŞİLAY HAFTASI MASAJI
Alanya’nın yeni çevre yolu için ortak çalışma
Kent Yaşam Parkı Antalyalılarla buluştu
Alanya Gülevşen Camii’nde zemin kazısı devam ediyor
Akdeniz Üniversitesi Çevre Hizmet Ödülleri Sahiplerini Buldu
Korkuteli’nde 2 bin 500 dekar arazi suya kavuşacak
Başkan Böcek; ‘Herşey Antalyaspor’umuz için’
Belediye çalışanları güne güvenle başlıyor
Ergen, e –ticaret baş döndürücü bir hızla büyüyor
Türkiye Değişim Partisi Başkanı Sarıgül, Halk değişim istiyor
COVID KRİZİNDEN YEŞİL PAKETLE ÇIKARIZ
Başkan Yılmaz, Amigo Ali Dayı’ya Geçmiş Olsun Ziyareti
ALTSO Başkanı Şahin’den Başkan Böcek’e Ziyaret
İki tekerlekli özgürlük!
Amarok’un tasarımcısı ASSİM’de
Tüketiciler Birliği’nden Başkan Uysal’a ziyaret
Irak Türklerinden KKTC Antalya Başkonsolosluğu’na ziyaret
Akdeniz Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde Devir Teslim Töreni
Çevreci Komşu Kart’ı incelediler
ABD,PKK’YA KORUMAK İÇİN SURİYE’YE PATRİOT GETİRDİ.,S-400’LERİ NE YAPACAĞIMIZI SÖYLEYEMEZ
AESOB Başkanı, Dere’den Vali Ersin Yazıcı’ya Ziyaret
AK Parti kadrolarında büyük değişim!
Antalya Eğitim Sen, Eğitim ve Bilim Emekçilerine Aşı Hemen Yapılsın
Başkan Boztaş, turizme yönelik iyi haberler gelmeye başladı
Smart TV deneyimi
Şantiye Şefliği Tam Zamanlı Bir Görevdir, Birden Fazla Şantiyede Yapılamaz!
HAYVAN SEVGİSİ ENGELLERİ AŞACAK
Döşemealtı Belediyesi Esnaftan 6 ay kira almayacak
AKP’Lİ ÖZLEM ZENGİN’E BAHAR ÖNAL’DAN TEPKİ
Tütüncü: “Kadının olmadığı siyaset eksiktir”
Muratpaşa’da ders zili yeniden çalıyor
Muhtarlar anlatıyor, Konyaaltı Belediyesi yapıyor
Antalya İçin Silikon Vadisi Hedefi Uzak Değil
AKP’NİN TALANI SON SÜRAT DEVAM EDİYOR
KIZILAY’DAN JANDARMAYA ALTIN ÖDÜL
BAZ İSTASYONU AKÜLERİNİ ÇALDILAR
Kepez’den hayvanlara bir iyilik yatırımı daha
Doğa Ekonomiye İsyan Ediyor
AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, Kumluca Hastanesi Ek Bina İnşaatını İnceledi
Hıdırlık Kulesi’ndeki kazı Antalya’nın tarihine ışık tutuyor
Irak Türklerinden, Kıbrıslı kardeşlerine ziyaret
Türkiye İstatistik Kurumu, Evlenme ve Boşanma İstatistikleri, 2020
Akseki’de çiftçiye budama eğitimi verildi
Dijital dönüşüm!
BAŞKAN BAHAR, “ÜRETİM VE HİZMET SEKTÖRÜ ÇALIŞANLARINA AŞILAMADA ÖNCELİK TANINMALI”
GELECEK NESİLLERE DAHA YEŞİL BİR ANTALYA BIRAKACAĞIZ
Olga’lı Muratpaşa İzmir deplasmanında
RUS TİCARET MÜMESSİLİNE DOMATES SİTEMİ
Yüzmede 66 madalya
Dünya Türk çikolatasına müptela oldu
TDP Genel Başkanı, Sarıgül Antalya’ya Geliyor
Ekmeğini kendi yapmak isteyenlere süper fırsat!
DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Antalya 21°C
Az Bulutlu

Benim Çocuğum kullanmaz demeyin

01.01.2019
191
A+
A-

Bilimsel camia tarafından bağımlılık bir beyin hastalığı olarak görülüyor. Yani bu bir irade meselesi ya da ahlak sorunu değil. Uyuşturucu maddeler, kullanan kişinin beynine zarar veriyor,dolayısıyla davranışları ve düşünceleri değişiyor.

   Toplumsal çerçevede bağımlılık halen bir tabu olarak algılanıyor. İnsanlar çoğu zaman bu durumu gizlemeye meyilli oluyorlar çünkü toplumda bağımlılığa karşı, ‘Uyuşturucu kullanan insanlar kötüdür, iradesizdir, sorumsuzdur’ gibi bir bakış açısı var. Bu bakış da bağımlı kişilerin yardım arayışının daha sınırlı olmasına yol açıyor.

  Çocuğun ya da gencin uyuşturucu kullanmaya nasıl karar verdiğini ya da nasıl bir psikolojiye sahip olduğunu biliyor musunuz? Yeşilay Danışmanlık Merkezi’nden Uzman Klinik Psikolog Burcu Çetin Şeker, “İnsanlar uyuşturucuya genellikle, kullanılan bir ortam içerisinde başlıyorlar. Çevrelerinde onları özendiren bir arkadaş ya da arkadaş grubu oluyor. Özellikle küçük yaşta, güvendiği ve sevdiği bir arkadaşının uyuşturucu madde kullandığını gören çocuk, bunun kötü bir şey olduğunu düşünmüyor ve ‘O kullanıyor demek ki bir şey olmuyor.’ Düşüncesiyle kendisi de kullanabiliyor.”

diyor.  Şeker’e göre ilk kullanım için merak çok önemli bir unsur: “Özellikle ergenlik çağında, merak ve dürtüsellik denilen, sonunu düşünmeden karar verme durumu baskın oluyor. İçindeki merak ve dürtüye yenik düşen gençler, uyuşturucu kullanımına uygun bir ortama denk geldiklerinde kullanmayı tercih ediyorlar.  Ayrıca, arkadaş ortamına uyma isteği, dışlanmaktan korkma, arkadaşlarının arasında asi biri olarak tanınma isteği de gençleri kullanmaya itebiliyor. Kullanan kişiler kendilerine çoğunlukla

şunları söylerler: “Ben bağımlı olmam, sadece arada sırada içiyorum. Kendimi kontrol edebilirim.

İstediğim zaman içmem.  Benim kullandığım madde bağımlılık yapmaz, zararı yok. Bir kereden bir şey olmaz. Herkes içiyor, bir şey olmuyor. Madde kullandığım zamanlarda daha çok sosyal çevrem oluyor.Sorunlarımı unutturuyor, onlardan uzaklaşmamı sağlıyor.”  Ebeveynlerin, aile bireylerinin ya da öğretmenlerin bir kişinin uyuşturucu kullandığını anlamak için dikkat edebileceği hem fiziksel hem de davranışsal değişiklikler var. Şeker, “Uyuşturucu kullanmanın etkileri vücutta kısa ve uzun dönemli görülebilir. Bu etkiler maddenin cinsine göre değişir.

  Bazı maddeler uyuşturmaya yönelikken bazıları uyarıcıdır, yani daha hareketli ve yerinde durmaz olurlar. Bu nedenle uyuşturucu kullanımını sadece vücudun uyuşması olarak görmemek gerekir. Genel olarak sarhoşluk hali, gözlerde kızarıklık, gevşeme, bazı uyuşturucu maddelerde gözbebeklerinde büyüme ya da küçülme, nefes almada zorluk, çarpıntı, iştah kaybı,

çok uyuma, alışılmadık kokular, vücutta özellikle ellerde istemsiz titremeler, terleme gibi etkiler

gözlemlenebilir.

  Uyarıcı etkisi olanlarda ise aşırı hareketlilik, yerinde duramama ve akabinde çökkünlük, durgunluk görülebilir. Uzun dönemli kullanımlarda ise ani kilo kaybı, saç dökülmesi, ciltte yaralar gibi etkilere rastlanabilir.” diyor. Bir kişinin uyuşturucu kullandığından şüphelenmemize yol açabilecek davranışsal değişiklikler neler olabilir sorusunu da örneklerle yanıtlıyor Şeker: “Örneğin kişinin öz bakımını ihmal etmeye başlaması, okul ya da iş yaşamında başarısında ani düşüşler olması, kişinin arkadaş çevresinin değişmesi, normalde ilgi gösterdiği etkinliklere ilgi göstermemeye başlaması, herhangi bir şeye dikkatini verememesi, agresif olması gibi.

  Bunların dışında, kişi uyuşturucu kullanımını rutin hale getirdikçe, dış dünyadan uzaklaşmaya ve içine kapanmaya başlar. Her zaman yaptığı aktiviteler ve görüştüğü arkadaşlarından uzaklaşır, uyuşturucu ortamında daha fazla vakit geçirir. Bu durumu aile ve yakın çevreden saklanmaya çalışıldığı için yalan söylemeye, dolayısıyla göz kontağı kurmadan konuşmaya, sık sık

borç istemeye başlayabilir.” Fiziksel ve davranışsal değişikliklerin yanı sıra kişinin ruh halinde de değişiklikler olabiliyor.

  Şeker bunları şöyle açıklıyor: “Bir kişinin, kişilik özellikleri ve davranışlarında açıklanamayan değişiklikler gözlemliyorsanız, bu uyuşturucu kullandığına dair şüphenizi artırabilir. Duygu durumda ani değişiklikler, beklenmedik ani ve saldırgan davranışlar, sebepsiz korku, panik ve paranoya hali hatta bazı vakalarda halüsinasyon ve gerçeklikten kopma, bu değişiklikler arasında sayılabilir. Eğer ebeveynler çocuklarının uyuşturucu kullandığını anlarsa onlara nasıl yaklaşmalı?

Uyuşturucu sorununu ortadan kaldırmak için ne yapmalı? Şeker’e göre ebeveynler, genellikle

çocuklarının uyuşturucu kullandıklarını geç fark ediyor: “Bunun temel nedeni, hem

uyuşturucu maddelerin etkilerini bilmemeleri hem de bu durumu çocuklarına konduramamaları.

Bu yüzden ailelerin konuyla ilgili bilgili ve gözü açık olmaları gerekiyor. Madde kullanımı, toplumun sadece bazı kesimlerini etkileyen bir problem değil, herkesin başına gelebilecek bir şey. ‘Benim çocuğum kullanmaz’ demek yerine, ‘Kullanırsa nasıl anlarım ve ona nasıl yardımcı olabilirim?’ demek

gerekiyor. Ebeveynler konuyla ilgili bilgilenmeli, maddeleri ve etkilerini tanımalı, böyle

bir durumla karşılaştıklarında erken müdahale edebilmeli.” Şeker, ebeveynlerin çocuklarıyla

açık iletişim halinde olmaları gerektiğinin altını çiziyor:“Henüz sorun yaşanmadan konuşarak onlara bilgi verebilir, uyuşturucunun zararlarını anlatabilir, soruları olursa kendilerine danışmalarını

isteyebilirler. Açık iletişim, ailede çocuğun kendisini güvende hissetmesini sağlayacağı için, çocuk dış

dünyada uyuşturucu gibi bir problemle karşılaştığı zaman bunu aileden saklamak yerine dile getirmeye tercih eder, böylece erken müdahale edilebilir. Mesela, evde çocuğu uyuşturucu ve zararları hakkında bilgilendiren bir aile ortamı düşünelim.

   Çocuk, okulda bir arkadaşının uyuşturucu kullandığına tanık oluyor, arkadaşı da onu, bunun zararsız bir şey olduğuna ikna etmeye çalışıyor. Böyle bir durumda, ailesinden bu bilgiyi alan çocuk arkadaşına hayır demeyi ve evde ailesine bu konuyu anlatmayı tercih eder.” Peki, madde kullandığından şüphelendikleri zaman ne yapmalılar?  Şeker, “Ailenin neden böyle bir durumdan şüphelendiğini ve bu konudaki endişelerini çocuğa anlatmalarında fayda var.” diyor, “Endişelerini dile getirirken, bunu uyuşturucunun zararları ve bilimsel gerçekler temellerine dayandırarak aktarmaları daha objektif bir bakış açısı sunar. ‘Kullanmanı istemiyorum’ demek yerine, ‘Kullanırsan, bu gibi zararları olduğunu öğrendim, senin için endişeleniyorum, istersen sen de uyuşturucu kullanımıyla ilgili şu bilgilere göz at’ şeklinde bir yaklaşım empati kurulmasına yardımcı olur.

  Uyuşturucu kullanımını fark eden aile, çocuğun kullanımına sebep olan etkenleri anlamaya çalışmalı. Ailede yaşanan bir sorun, stres kaynağı, çevre değişikliği, arkadaş ortamının etkisi ya da bazen sadece merak ve kolay ulaşılabilir olması bir etken olabilir. Aile durumu fark ettiğinde, suçlamak ve yasaklamak yerine, çocuğu destek almaya yönlendirmeli.” Şeker, destek alınabilecek kişilerin bağımlılık alanında uzmanlaşmış merkezler olduğunu söylüyor: “Çocuğun yaş grubuna göre hastanelerin AMATEM ya da ÇEMATEM kliniklerine başvurulabilir.

   Psikososyal destek almak için Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM)’lara müracaat edilebilir. Bu tür hizmetlerin olmadığı şehirlerde yaşayan kişiler için, telefonla bilgi alabilecekleri danışma hatları da (YEDAM 444 79 75) mevcut. Eğer kişilerin bulundukları şehirde bağımlılık danışma merkezleri bulunmuyorsa, bir psikolog ya da psikiyatristle de görüşebilirler. Herhangi bir müdahaleden önce konuyla ilgili bilgilenmek ve ne yapılabileceğini bir uzmandan öğrenmek önemlidir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

sanalbasin.com üyesidir