enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
13,5719
EURO
15,1428
ALTIN
780,29
BIST
1.986,47
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Antalya
Az Bulutlu
11°C
Antalya
11°C
Az Bulutlu
Cumartesi Yağmurlu
10°C
Pazar Hafif Yağmurlu
13°C
Pazartesi Çok Bulutlu
12°C
Salı Yağmurlu
14°C

Hoyratlık ve aymazlığa direnen güzellik!

Hoyratlık ve aymazlığa direnen güzellik!
12.10.2020
0
A+
A-

Antalya’da 2020 yaz ve güz yaşantım, salgın nedeniyle düz bir çizgide geçiyor.

Sabah erken saatte yüzüyor, akşam saat 20.00’den sonra yürüyorum. Gündüzleri genellikle evdeyim. Haftada veya 15 günde bir şehir merkezine iniyorum.

Geçen hafta çarşamba günü rutin dışına çıkıp gündüz yürüdüm.

Oturduğum Güzeloba Mahallesi’nin kuzey ucundan Çağlayan Şelalesi’ne indim. Falezlerin üzerindeki park boyunca yürüyerek Fener Burnu’na (Baba Burnu) vardım.

Burada Ziya Gökalp Kent Parkı içinde yer alan, Muratpaşa Belediyesi’nin işgal ve perişanlıktan kurtarıp sosyal tesis olarak halkın hizmetine sunduğu Denizyüzü Kafe var. Bahçede oturup Akdeniz ve Antalya’yı dinledim.

Ne de olsa ekim aynın ortasına geldik. Antalya’nın en güzel dönemlerindeyiz. Artık güneş yaz günlerindeki gibi yakmıyor, ana kucağı sıcaklığında sarıyor.

Deniz dingin; su zaman zaman hırçın dalgalarla dövdüğü falezlerle adeta oynaşıyor, bu oynaşın sesi yumuşak bir aşk şarkısı melodisi gibi hışırtı olarak kıyıya ulaşıyor.

Deniz ve gökyüzü gözün görebildiği son noktada kucaklaşarak lacivert bir çizgi oluştururken, fesatlık tanrıçası Eris’in ‘‘altın elma’’sına benzeyen güneş, hınzırlık ve utangaçlık karışımı bir tebessümle bu sarmaş dolaşlığı seyrediyor.

Batıda yeşil, mavi ve taş grisinin harmanlandığı Beydağları…

Yürüyüşe çıkmadan önce, Tripinview’in helikopterden kayda alınmış olan, İspanya’dan Türkiye’ye, Akdeniz kıyı görüntülerini izlemiştim. Pişman oldum.

Pişmanlığımın nedenine gelince…

Antalya’nın kıyı düzenini, bazı örneklerini gezerek de gördüğüm diğer Akdeniz ülkelerinin kıyılarıyla karşılaştırdım. İçim acıdı…

Görüntü muhteşem. Sizi alıp götürüyor, içiniz huzur doluyor…

Çarpık yapılaşmanın yanında, yağma zihniyetinin yansıması olan düzensizlikler ve davranışlar bu güzelliği bir anda siliveriyor…

Sahil yolunda öyle kesimler var ki, kaldırım diye ayrılmış olan alanda bir kişi zor yürüyebiliyor. Onu da kaldırımın arkasındaki işletmelerin müşterileri araba ile kapatıyor…

‘‘Kaldırımı yok geçmeye, bistrosu çok kahve içmeye’’ dedim…

Çağlayan Parkı’nda seyir terası olarak düzenlenmiş olan alana önceki yönetim döneminde büfe yapılmıştı. Büfe aylar içinde büyüyüp koca işletme olmuştu. Şimdi iyice obezleşmiş…

Çarpık yapılaşmanın eseri olan ve karabasan gibi üzerinize gelen çok katlı binalar için artık yapacak bir şey yok ama tablodaki çirkin lekeler, küçük dokunuşlarla yok edilemez mi?..

Her boşluğun rant kapısı yapılması, birilerinin çökmesi mi gerekiyor.

İnsanımızın bu kadar arsız, aymaz, saygısız olması mı gerekiyor?

Bu çirkinlikleri yok edip kötüye gidişe tersine çevirmesi gereken yetkililer böylesine duyarsız, ruhsuz, öngörüsüz ya da rant işbirlikçisi olmak zorunda mı?

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.