enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,8367
EURO
10,3746
ALTIN
498,45
BIST
1.389
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Antalya
Parçalı Bulutlu
30°C
Antalya
30°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
31°C
Pazar Az Bulutlu
30°C
Pazartesi Az Bulutlu
30°C
Salı Az Bulutlu
30°C

Dermansız derdin pençesinde dram!

Dermansız derdin pençesinde dram!
REKLAM ALANI

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Konservatuvarı ikinci sınıf öğrencisiyken, kesin tedavisi bulunmayan SSPE (Subakut Sklerozan Panensefalit) hastalığına yakalanan Halil  Özçelik, yedi yıldır tamamen yatağa bağımlı olarak yaşam savaşı veriyor.

Annesi Gülsüm Özçelik, üzüntüden meme kanseri oldu. Hem kendi tedavisi sürdürmeye, hem oğluna bakmaya çalışıyor; ‘‘Para istemiyoruz. Hiç değilse zorlandığımız dönemde bakım konusunda bir yardım, destek olabilir mi’’ diyor

UMUT KOŞUSUNA KADER ÇELMESİ

Halil Özçelik, Antalya’da yaşayan İbrahim-Gülsüm Özçelik çiftinin üç çocuğundan en büyüğü. Bugün 30 yaşında.  Kısa adı SSPE olan ‘‘Subakut Sklerozan Panensefalit’’in pençesinde, yüzde yüz yatağa bağımlı olarak yaşıyor.

Amansız illet yolunu kesmeseydi, belki bugün onun şarkılarıyla eğleniyor, müzikleriyle dans ediyor olacaktık. Çünkü Halil Özçelik, iyi bir müzisyen olmak, notaların ve tınıların renklendirdiği bir yaşam hayal ediyordu. Büyük umutlarla hayallerinin peşinden gitti, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Konservatuvarı’na girdi.

Başarıyla dolu bir yılı geride bırakmış, ikinci sınıfa geçmişti. Artarak devam heyecan, müzik tutkusu ve azimle okula devam ederken, sağ özünde örme bozukluğu hissetmeye başladı. Yıl 2012 İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Konservatuar bölümü 2’nci sınıf öğrencisiyken, sağ gözünde görme bozukluğu hissetmeye başladı.

Önce kendisine Behçet Hastalığı teşhisi konuldu. Ancak tedavi sonuç vermedi. Arkasından denge ve konuşma bozukluğu başladı. Okulu bırakıp Antalya’daki ailesinin yanına döndü. Burada hastalığı daha da ağırlaşan Halil  Özçelik’e SSPE (Subakut Sklerozan Panensefalit) hastalığı teşhisi konuldu.

2014 yılında iki gözünü birden kaybeden Öztürk, ardından konuşma, yemek yeme ve hareket fonksiyonlarını tamamen yitirdi. Özçelik ailesi, hastalığın tıbben kesin tedavisi bulunmadığını öğrenince adeta yıkıldı. Hastalığından dolayı yaklaşık 7 yıldır göz kapaklarını kapayamayan genç adam, yüzde 100 engelli olarak, yatağa mahkûm şekilde ölümcül illetin son evrelerine doğru ilerliyor.

‘BİR ARA TAMAMEN İYİLEŞİR GİBİ OLDU’

Tabii ki bu durum, genç adam kadar, belki daha da fazla yakınlarını kahrediyor. En çok etkilenen de hayat dolu yavrusunun yatağa bağımlı, çaresizlik içindeki halini yüreği kaldırmayan anne Gülsüm Özçelik oldu ve üzüntüden meme kanserine tutuldu.

Sekiz aydır kendi hastalığıyla boğuşan Gülsüm Özçelik, ‘‘Biliyoruz artık, oğlumuzun hastalığına tıbben bir çare yok. Ama bir umut bekliyoruz. ‘Bir mucize olsa, Halilim yatağından doğruluverse’ dedim hep. Kendim bir başka illete yakalandım’’ diyerek duyularını dile getirdi.

Her ‘‘oğlum, Halilim’’ deyişte özlerinde bir ışık yanıp sönen, arkasından bir nem bulutuyla bakışları buğulanan genç kadın, evladının yaşadığı süreci de şöyle anlatıyor:

‘‘Oğlum hastalığa yakalanmasının ardından 2014 yılında iyileşir gibi oldu. Birlikte yürüyerek terapi merkezine, sinemaya gidebiliyorduk. Bu durum altı ay kadar sürdü. O yıl, kardeşiyle birlikte puzzle oynarken ‘iki gözüm birden görmüyor anne’ dedi. Ardından göz doktoruna götürdüm, ‘gözlerinde sorun yok, beyinden görme merkezi etkilenmiş’ dendi. 2014 yılından bu yana gözlerini hiç kırpmadı. Hep açık olduğu için gözleri kanlanıyor. En son gittiğimiz doktor, ‘beyindeki virüs neyse o virüs artmış ve ilaç veremem’ dedi. 2 yıldır ilaç kullanamıyoruz. SSPE hastalığının tedavisi yok.

‘DANS VE MÜZİK, EN BÜYÜK TUTKUSUYDU’

Anne Gülsüm Özçelik, oğlunun hayalinin müzik ve dans eğitmenliğii olduğunu da belirterek şunları anlattı:

“Halilk önce İngilizce ve fizik bölümü okudu. ‘Ben müziksiz yapamayacağım’ deyip bizden habersiz sınavlara girmiş. İTÜ’yü kazandı. 300 kişide 4’üncü oldu. Dans okulu açmak istiyordu, Latin dansları, salsalar yapıyordu. Aynı zamanda dört tane müzik aleti çalıyordu. Güzel hayalleri vardı. Ben onun yeniden sağlığına kavuşmasını istiyorum. Oğlum hayat doluydu. Hayata çok güzel bakan, cıvıl cıvıl bir çocuktu.

‘RABBİM BENİM SAĞLIĞIMI ONA VERSİN’

Arkadaşları hiç bırakmadı onu. Hala arayıp soran arkadaşları var. İstanbul’dan Latin dans hocaları gelip ziyaret etti. 2015 yılında arkadaşları yine Halil için gece düzenledi. Oğlumla gerçekten gurur duyuyorum. Arkadaşlarına çok güzel anılar bırakmış.

Doktorlar çaresi yok diyor. Ben umudumu kaybetmedim. Rabbimden umut kesilmez. Hiçbir zaman ölümü aklıma gelmedi. İlk hastalığında da aynı duygular içerisindeydim. Sonuçta hepimizin sonu ölüm ama şu anda hiç öyle bir şey düşünmüyorum.

Ben onun iyi olacağına inanıyorum. Bu belki de annelik içgüdüsü. Üzüntüden kendim hastalandım. Şimdi Rabbim benden alsın ona versin diye dua ediyorum.”

Anne Gülsüm Özçelik, ihtiyaçlarını, beklentilerini sorduk, şunları söyledi:

‘‘Devletten parasal bir isteğimiz, beklentimiz yok. Kendim de hastalandığım için bakımda zorlanıyoruz. Bu konuda bir yadım olabilir. Medikal malzemeler ve gıda konusunda destek olabilir. Zorlandığımız dönemlerde bir bakım merkezine alınsa, mümkün mü bilmiyorum…’’

Haber:Merkezi

 

 

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.