Mustafa Kazım Aydın: Bolu’da ağır suçlar işlenmiş gibi!
CHP’li belediye başkanlarına operasyon çekmeye devam ediliyor. Son olarak Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile Yardımcısı Süleyman Can tutuklandı.
Bolu ile geçmişte gelip geçmiş olmanın dışında bir bağım yok. Ama Tanju Özcan çalışmalarını ve çıkışmalarını izlediğim bir başkan.
Operasyon çekilen operasyonlarda hangilerinin gerekçeleri tutarlı, iddialarda gerçeklik payı var bilmiyorum ama Bolu’da bayağı ağır şeyler olmuş gibi…
Suçlama, ‘‘icbar suretiyle irtikap…’’
İrtikap, bir kamu görevlisinin nüfuzunu kullanarak haksız menfaat sağlamasıdır. İcbar, ‘‘zorlama, mecbur bırakma’’ demek. İcbar suretiyle irtikap, görevlinin nüfuzunu-yetkisini kullanarak vatandaşı para/menfaat sağlamaya-vermeye zorlaması oluyor.
Tanju Özcan ne yapmış, nasıl oluyor da ‘‘icbar ve irtikap’’la suçlanıyor diye baktım; çoook kötü şeyler yapmış.
Bolu Belediyesi’nin öncülüğünde, ‘‘Bolu’yu Seviyorum Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’’ adıyla bir vakıf kurulmasını sağlamış. 2024’te kurulan vakfın kısa adı ‘‘BolSev.’’
Daha ne yapmış Tanju Özcan?
Bu vakıf için para toplamış; Bolu’da kazanıp İstanbul’da, Ankara’da vergi ödeyen şirketlerin temsilcilerine, ‘‘Arkadaş atın şuraya üç beş, para kazandığınız şehre de bir hayrınız dokunsun’’ demiş…
Onlar ‘‘Tamam başkan. Neyse günahımız, verelim sevaba dönüştürelim’’ yaklaşımıyla destek çıkmışlar.
Bir yerlerden kulakları çekilmiş olmalı ki, aynı adamlar şimdi ‘‘Başkan ve adamları bizi zorladı’’ diye sızlanıp çamura yatıyor.
Vakfın her şeyinin şeffaf, alınıp verilenlerin, harcamaların ortada olması gerekiyor. Yöneticiler arasında ölçüsüz zenginleşen, ‘‘sefam olsun’’ deyip sıra dışı bir hayata sapan var mı bilmiyoruz. Henüz öyle bir suçlama yöneltilmedi, bu yönde bir saptama olduğuna ilişkin açıklama yapılmadı.
Operasyonun çamura yatan ya da yatırılanlar üzerinden çekilmesi, işleyiş ve harcamalarda usulsüzlükten çok daha ağır suçlar olduğu izlenimi veriyor.
Bir kere vakfın adında ‘‘sevgi’’ var.
Daha ana sayfalarında ‘‘amaçlarımız’’ demişler, ‘‘sosyal adalet, fırsat eşitliği, dayanışma, eğitim, kültürel gelişim’’ diye bir sürü aykırılık sıralamışlar:
‘‘Başta Bolu ili olmak üzere faaliyet gösterdiğimiz tüm alanlarda; sosyal adaleti güçlendirmeyi, fırsat eşitliğini desteklemeyi ve yerel potansiyeli görünür kılmayı amaçlıyoruz. Sosyal dayanışma, eğitim, kültürel gelişim ve toplumsal kalkınma odaklı, ölçülebilir ve sürdürülebilir destek ve proje modelleriyle kalıcı toplumsal değer üretmeyi hedefliyoruz.’’
Faaliyet alanlarımız’’ deyip çalışmalarını anlatmışlar:
‘‘Eğitim, burs, sosyal yardım, sağlık, kültür, çevre, hayvan refahı ile bilimsel ve akademik alanlarda programlar, projeler ve etkinlikler yürütüyoruz. Çocuklar, gençler, yaşlılar, engelliler, ihtiyaç sahipleri ve kadın girişimcilere yönelik sosyal destekler sunarak toplumsal dayanışmayı güçlendiriyoruz.’’
Bir de karar almışlar ‘‘bursiyerlerin en az yüzde 60’ı kız öğrenci olacak’’ diye. İlk yıllarında da 159 kız öğrenciye karşılık 86 erkek öğrenciye burs vermişler…
Yani tam ‘‘üzerine tüy dikmek’’ denilen durum…
Sen tarikat vakıflarının kucağına düşecek olan çocukların yolunu kes, adamların kaynağını kurutmaya kalkış.
Yoksa…
Oğlanın vakfı var, kızın vakfı var, gelinin vakfı var…
Devletin polisinden adliyesine, bankalarından maliyesine neredeyse tüm teşkilatlarının vakıfları var.
İktidar destekçisi oluşumlar vakıflardan besleniyor. Pek çok idarede o vakıflar adına fiş kesilir, sonra işlem gelir.
Vergiden ‘‘kaçınan’’ ve devletin maliyesine vermediği parayı, devletin Kızılay gibi bir kurumu üzerinden yurt dışına götüren vakıf var.
Devletin en yüksek icra makamında otururken, istenen yere istenen miktarda bağışı yapmayan birileri için ‘‘kucağımıza oturacaklar’’ diyebilmiş bir baş var.
İcbarın kralı, vakfın her çeşidi zebil.
Adını doğru seçseler, amaçlarında-çalışmalarında düzene aykırılık edip fincancı katırlarını ürkütmeseler kim ne desin Tanju Özcan’a…
mustaydn@gmail.com

