ARD Sigorta Aracılık Hizmetleri





















ARD Sigorta Aracılık Hizmetleri

‘Kentsel dönüşüm’ uyarısı: Artık erteleme şansı kalmadı, mesele kent stratejisi!

‘Kentsel dönüşüm’ uyarısı: Artık erteleme şansı kalmadı, mesele kent stratejisi!
Yayınlama: 08.05.2026
11
A+
A-

Mimar Mustafa Onur Eraydın, Türkiye’de kentsel dönüşümün hız kazanması gerektiğini belirterek, “Mesele sadece binaları yenilemek değil; şehirleri bütüncül bir anlayışla yeniden kurmak. Güvenli yapı üretimi artık bir tercih değil, zorunluluk” dedi.

Türkiye’de artan deprem riski ve eski yapı stokunun yarattığı tehdit, kentsel dönüşümü yeniden gündemin ilk sıralarına taşıdı. Arter İnşaat Kurucu Ortağı Mimar Mustafa Onur Eraydın, mevcut yapılaşma pratiğinin artık sürdürülebilir olmadığını vurgulayarak, dönüşümün yalnızca teknik değil aynı zamanda stratejik bir mesele olduğuna dikkat çekti.

Yaklaşık 7 milyon riskli yapının bulunduğu Türkiye’de, bu yapıların 1,5-2 milyonu barındırdıkları risk ölçüsünde acil dönüşüm bekliyor. Daha önemlisi Türkiye nüfusunun yaklaşık 30 milyonu ‘deprem riskli’ diyen nitelenen bu yapılarda yaşıyor. Türkiye genelinde milyonlarca bağımsız birimin risk altında olduğunu hatırlatan Eraydın, “Bugün sahada gördüğümüz tablo net: Türkiye’de yapı stokunun önemli bir bölümü mühendislik hizmeti almadan, eski yönetmeliklere göre inşa edilmiş yapılardan oluşuyor. Bu da deprem riski karşısında ciddi bir kırılganlık yaratıyor. Kentsel dönüşüm artık ertelenebilir bir süreç değil” ifadelerini kullandı.

‘Yeni nesil şehircilik, parsel değil yaşam odaklı olmalı’

Kentsel dönüşümün en kritik eksikliklerinden birinin planlama yaklaşımı olduğunu belirten Eraydın, mevcut uygulamaların çoğunlukla parsel bazlı ilerlediğini ve bunun uzun vadede şehirleşme sorunlarını derinleştirdiğini söyleyerek şunları söyledi:

“Bugün birçok dönüşüm projesi, yalnızca mevcut binayı yenilemeye odaklanıyor. Oysa şehir dediğimiz yapı sadece binalardan ibaret değil. Ulaşım altyapısı, sosyal donatı alanları, yeşil alanlar, otopark çözümleri ve hatta afet toplanma alanları bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır. Yeni nesil şehircilik anlayışı, insan odaklı ve bütüncül bir planlamayı zorunlu kılıyor.”

Eraydın’a göre doğru kentsel dönüşüm modeli, yalnızca fiziksel yenilenmeyi değil, yaşam kalitesini de artırmalı. “Daha yüksek katlı binalar yapmak şehirleşme değildir. Asıl mesele, daha yaşanabilir, daha erişilebilir ve daha güvenli yaşam alanları kurabilmektir” dedi.

Eraydın: Teknik bir süreç değil, sistem meselesi

Kentsel dönüşümün merkezinde yer alan “güvenli yapı” kavramının çoğu zaman yalnızca beton kalitesiyle sınırlandırıldığını belirten Eraydın, bu yaklaşımın eksik olduğunu ifade etti:

“Güvenli yapı dediğimiz şey; zemin etüdünden başlayarak statik proje, malzeme kalitesi, işçilik, denetim ve kullanım sürecine kadar uzanan bir sistem bütünüdür. Türkiye’de hâlâ birçok projede bu süreçlerin bir kısmı ihmal edilebiliyor. Oysa en küçük ihmal, ciddi riskler doğurur.”

Özellikle 2000 yılı öncesi yapıların büyük bölümünün güncel deprem yönetmeliklerine uygun olmadığını vurgulayan Eraydın, “Bugün dönüşümün ana hedefi sadece eskiyi yıkıp yenisini yapmak olmamalı; doğru mühendislik prensipleriyle, uzun ömürlü ve dirençli yapılar üretmek olmalı” dedi.

Sağlık yapılarından kentsel dönüşüme uzanan deneyim

Arter İnşaat’ın özellikle hastane projeleri gibi yüksek teknik hassasiyet gerektiren yapılarda edindiği deneyimi kentsel dönüşüm projelerine de aktardığını belirten Eraydın, bu deneyimin önemine dikkat çekti:

“Sağlık yapıları, hata toleransının en düşük olduğu projelerdir. Bu disiplinle çalıştığınızda kalite standartlarınız otomatik olarak yükselir. Biz bu yaklaşımı tüm projelerimize yansıtıyoruz. Kentsel dönüşümde de aynı mühendislik hassasiyetini uygulamak zorundayız.”

Kentsel dönüşümün kaderini ne belirleyecek?

Kentsel dönüşümün önündeki en büyük engellerden birinin finansman olduğunu ifade eden Eraydın, sürecin hızlanması için yeni modeller geliştirilmesi gerektiğini söyledi:

“Vatandaşın dönüşüme ikna olması için sadece risk söylemi yeterli değil. Ekonomik olarak da ulaşılabilir çözümler sunulmalı. Uzun vadeli kredi modelleri, kamu destekleri ve özel sektörün etkin rol aldığı iş birlikleri bu süreci hızlandıracaktır.”

Ayrıca bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi gerektiğini belirten Eraydın, “Süreç ne kadar uzarsa maliyet o kadar artıyor. Bu da dönüşümü zorlaştırıyor. Daha hızlı, şeffaf ve öngörülebilir bir sistem kurulmalı” dedi.

‘Şehirlerin geleceği bugün atılan adımlarla belirlenecek’

Kentsel dönüşümün sadece bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam kalitesini de doğrudan etkilediğini vurgulayan Eraydın, sözlerini şu şekilde tamamladı:

“Bugün attığımız her adım, yarının şehirlerini belirliyor. Eğer doğru planlama yapmazsak, bugünün hatalarını geleceğe taşımış oluruz. Ama doğru bir vizyonla ilerlersek hem güvenli hem de yüksek yaşam kalitesine sahip şehirler kurabiliriz. Yeni nesil şehircilik anlayışı tam olarak bunu ifade ediyor.”

REKLAM ALANI