Kerkük, Her Köşesi Tarih Kokan Bir Türk İlidir

Ortadoğu’nun kalbinin attığı, Dünya’nın en eski uygarlıklarının yaşadığı, nice peygamberlerin, âlimlerin gelip geçtiği, nice, bilim adamı, devlet adamı, sanatçı, şair çıkartan bu şehir Mezopotamya’nın başkentlerinden… Kâh hasretin adı, kâh acının tarifidir Kerkük. Yanı başımızda 108 yıl önce bir Türk toprağı iken şimdi eserleriyle de yok olmakta.
Kerkük, asırlardan beri Irak Türklerinin bu coğrafyada şekillenmiş Türk kültürünün merkezidir. Bir kentin aidiyeti ve kimliği, o şehrin tarihi mimari eserleri, sosyal ve kültürel yapısıyla da yakından ilgilidir. Bir millet için ‘tarihi eser’ sahibi olmak, her şeyden evvel bir ‘tarihe’ sahip olmayı gerektirir.
Yüzyıllardır Türk boylarının egemen olduğu Kerkük’ün mimarisinde tahmin edilebileceği gibi Türklerin izleri bir hayli büyüktür. Kerkük’te uzun yıllar süren Türk egemenliği süresince mimari yönden oldukça önemli eserler hayata geçirmiştir. Görüldüğü gibi Türk boylarının Kerkük ile olan bağları oldukça eskilere dayanmaktadır. Bu bağlamda tarihine ve kültürüne sahip çıkmayı her dönem kendine vazife edinmiş yüce Türk milletinin Kerkük’te yaşananlara sessiz kalmasını beklemek en hafif tabir ile saflık olacaktır.
Kerkük şehrinin simgesi olan Kerkük Kalesi ve Kerkük’ün her köşesinde sizi Türk tarihi eserler karşılar. Gök Kümbet, Uryan Camii, Hasan Pakiz Camii, Seyit Necip Tekkesi, Fuzuli Mescidi, Kilciler Pazarı, Nakışlı Minare ve Camisi, Kerkük Redif Kışlası, Kapalı Çarşı (Kayseri), Altunköprü, Kırdar Hanı ve Çarşısı, Kerkük Kale Hanı, Kerkük (Aziziye) Kışlası, Mecidiye Sarayı, Sultan Sakı Yatırı, Dakuk Ulu Camii Minaresi, Hristiyan kilisesi iken çeşitli düzenlemelerden sonra camiye çevrilen Ulu Camii, Yahudi tapınağından yüzyıllar önce ”devşirilen” ve Türkmenlerce kutsal sayılan Danyal Peygamber Camii ve Minaresi, 16 gözlü Taşköprü gibi 60’tan fazla Türk tarihi eserine Kerkük’ün her noktasında rastlamak mümkün. Kerkük’ün her köşesi tarih ve medeniyet kokuyor. Şehrin temellerini oluşturan bu eserler Türklerin Kerkük’te ne denli etkiler bıraktığını gözler önüne seren örneklerden yalnızca bazılarıdır. Kerkük’te yaşayan Türkmenlerin dışındaki milletlerin buna benzer acaba kaç tane tarihi eseri vardır?
Mimari eserlerin yanında edebi eserler ve sanatçılara da bakacak olursak, Kerkük’ün aydın kesimini Türkmenlerin çoğunlukta olduğu bir grubun oluşturduğu görülür. Yani Kerkük özüyle de sözüyle de bir Türk ilidir. Tüm bunların yanında şehirdeki mahalle ve bölge isimlerinin de tamamının Türkçe olduğunu belirtmek gerekir.
“Kerkük Kalesi”
Kerkük deyince Türkmenler, Türkmenler deyince de akla gelen Kerkük Kalesi’dir. Kerkük Kalesi, yalnızca bir tarihi yapı değil aynı zamanda kentin kimliğini şekillendiren temel unsurlardan biridir. Kerkük Kalesi, Irak Türklerinin sembolü ve Ortadoğu’nun en eski kalesidir, Kerkük’te Türkmen varlığı için tarihi bir belge niteliği taşıyor.
M.Ö. 8. Yüzyılda inşa edilen ve pek çok medeniyete beşiklik eden Kerkük Kalesi, bir tepenin üzerinde yer alır ve Kerkük’ün her tarafına kuş bakışı bakan bir konuma sahiptir.
Kerkük Kalesi, Kerkük‘ün ilk yerleşme merkezinin çekirdeğiydi, bu yüzden en eski mimarlık ve kentsel dokunun da merkezi idi. Kerkük kalesi 3 mahalle, 743 geleneksel ev ve onlarca tarihi eserden oluşuyordu.
Kale, bu eski şehrin adeta çekirdeğini oluşturmuştu ve Türkmenlerin Kerkük’teki en önemli yerleşim yerlerinden biriydi. Kerkük Kalesi, Ağalık, Hamam ve Meydan adlı üç mahalleden oluşurdu. Kalenin 4 kapısı vardı. Bunlar; Topkapı, Taşkapı ”Merdivenli”, Yedi kızlar ve Helvacılar kapısıdır. Ayrıca kaleye giden bir geçiş yolu da, Seyit Necip Tekkesi içinden geçen merdivenli yoldur.
Türkmenlerin simgesi olan Kerkük Kalesi, en eski tarihi eserleri de surları içerisinde saklıyordu. Saddam Hüseyin rejimi, 1990 yılında Kerkük Kalesi’nin tarihi eserlerini onarmak adı altında Kerkük Kalesi’ni yıkmak ve tamamı Türkmen olan sakinlerini boşaltma planını uygulamaya koyar. Kale, 1995 yılında Saddam Hüseyin’in talimatıyla zorla boşaltılır ve 1997’den itibaren 2003’e kadar yüzlerce geleneksel Türk tarihi evleri ve eserleri dozerlerle yıkılır ve yerle bir edilir. Türkmenlerin evleri, tarihi eserleri, hatta mezar taşları bile yerle bir edilir. Niyet, Kerkük’ün Türkmen özelliğini ve izlerini silmekti, Türkmenleri bölgede asimile etmeye çalışmaktı.
Türkmenlerin yüzyıllar boyunca yoğunluklu olarak yaşadıkları kalenin içi bugün dozerlerle tahrip edilmiş durumda. Kalede sadece ayakta kalabilen tek tük yapı bulunuyor. Ancak dozerle yapılan ve uluslararası teamüle aykırı biçimde yapılan tarihi eser katliamına hiçbir uluslararası kuruluş ses çıkarmamıştı. Bu eserler Irak Türklerinin mirasıdır. Aslında bu tarihi eserler bölgede bu toprak sahiplerinin kimler olduğunun bir ispatıdır. Tarihi eserlerin dili yoksa ama kimlikleri vardır.
“Türk tarihi eserleri bakımsızlık ve ilgisizlik nedeniyle yıkılma tehlikesiyle karşı karşıyadır”
Kerkük Kalesi’nde günümüze ulaşan en önemli yapılar arasında Gök Kümbet (1361), Kilciler Pazarı, Ulu Camii (14. Yüzyıl), Danyal Peygamber Camii (14. Yüzyıl öncesi), Uryan Camii (1729), Fuzuli Mescidi, Seyit Necip Tekkesi, Hasan Pakiz Camii gibi dini anıtlar yanında, sık bir dokuya sahip mahallelerin barındırdığı tarihi evler vardı. Daracık sokakları ve sürprizli görünüşleri ile var olan geleneksel sokaklarda, “Tak” adı verilen tonoz örtülü geçişler, karakteristik görünüşleri sergilerdi. Kerkük, önemli bir Türkmen kenti oluşu yüzünden, ne yazık ki Irak’ın dikta yönetimi tarafından büyük, geniş ve çok yönlü biçimde baskılara maruz kalmıştır. Siyasi baskılara paralel, kentin sahip olduğu kültür varlıkları da bu uygulamalardan nasibini almıştır.
2003’ten sonra ayakta kalan az sayıdaki evler de ne yazık ki yağmalanmış, kapı ve pencereleri sökülüp götürülmüştür. Kalede, geride bırakılan çok kötü durumdaki eserler dışında, niteliksiz biçimde restore edilen eserler de, kendi haline terk edilmiştir. Özellikle Türk tarihi şaheserlerden biri olan Gök Kümbet, 1361 yılında Celayirliler döneminde Selçuklu hanedanına mensup Buğday Hatun için yapılmıştır. 820 metre kare alan ve 17 metre yüksekliğindedir. Kalenin içinde günümüze kadar ayakta kalabilen Türk mirasının bir şaheseridir. 2009 yılında Gök Kümbet’in onarımı adı altında herkesin hatırası ve hafızasında olan sekizgen çatılı şaheser yapının doğal özelliklerini değiştirerek (Tahrip edilerek) hiç ilgisi ve benzeri olmayan bir yapıya dönüştürülür. Yani sekizgen orijinal çatısı yıkılıp şekilsiz ve kimliksiz bir çatıyla niteliği değiştirilir. 7 asırlık Gök Kümbet’in sekizgen olan orijinal çatısı yıkılıp yerine ne Selçuklular ne de Celayirlilerin hiçbir dönemine rastlanmayan şekilsiz bir yapı oluşturulur. Bunun gibi Danyal Peygamber Camii de kendi kaderine terk edilmiş, 14. yüzyıldan kalma tuğla minaresi tahribata maruz kalmıştır. Aynı zamanda Kerkük Kalesi’nde bulunan Ulu Camii, yıllar süren ihmal, bakımsızlık ve çökme tehlikesi nedeniyle acilen kapsamlı bir restorasyona ihtiyaç duymaktadır. Saddam rejiminin yerle bir ettiği Kerkük Kalesi içinde varlığını koruyabilen birkaç yapıdan biri de Kilciler Pazarı’dır. Kilciler Pazarı, yıllardır süren ihmal ve tahribat nedeniyle yıkılma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Irak rejimleri, Irak’ta Türk varlığını ortadan kaldırmakta kararlıydılar. Bunu acımasızca bilinçli ve planlı bir şekilde uyguladılar. Bu bir tarihi yok etme, hafızayı silme, millet şuurunu, millet varlığını soykırıma uğratma hadisesinden başka nedir ki?
Irak’ın İngiliz işgalinin ardından Irak Türklerinin Anadolu Türkleri ile olan bağı belki coğrafi sınır olarak kopukluk yaşamış, ancak Kerkük’le ve Kerkük Türkmenlerinin Anadolu ile olan bağı, yüzlerce yıllık gelenek görenekleri, Anadolu Türklerinin edebiyatı ve sanatı ile olan bütünlüğünden de asla kopmamıştır.
Irak’ın sınırını cetvelle çizen, kralını da (Kral I. Faysal) tayin eden ve Irak’ı yaratan kadın: İngiliz casusu Gertrude Bell “Çoğunlukla Türkmen olan ve Türk yönetimini isteyen Kerkük halkının referandumda Faysal’a oy vermediğini” söylerken, Irak’taki İngiliz idareci Arnold T. Wilson da “Kerkük’ün daima Türklerin kalesi olarak kaldığını ve Türkiye taraftarlığının bariz olduğunu” vurgulamıştır.
Irak Türkmen Gazeteciler Cemiyeti Dış İlişkiler Sorumlusu Dr. Kürşat Çavuşoğlu






