YÖRSİAD’da Antalya ekonomisi konuşuldu

YÖRSİAD’da Antalya ekonomisi konuşuldu
Yayınlama: 23.09.2026
1
A+
A-

Yörük Sanayici ve İş İnsanları Derneği, yaz mevsiminin ardından yeni döneme “Merhaba” dedi. Su Otel’de yapılan toplantıda Antalya ekonomisi masaya yatırıldı. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkanı Mehmet Ali Can ve ASBAŞ Genel Müdürü Zeki Gürses, yeni döneme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yörük Sanayici ve İş İnsanları Derneği (YÖRSİAD), yaz döneminin ardından gerçekleştirdiği ilk buluşmada “2026 Antalya Ekonomisi” başlığıyla kentin ekonomik gündemini masaya yatırdı. Moderatörlüğünü YÖRSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı M. Aykut Ege’nin yaptığı toplantıda Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkanı Mehmet Ali Can ve ASBAŞ Genel Müdürü Zeki Gürses konuştu. Toplantıda turizm, tarım, ihracat, finansmana erişim, konut, ulaşım, COP31 ve Antalya Serbest Bölgesi gibi başlıklar ele alındı. Toplantıya ASKON Antalya Şube Başkanı Onur Kacar, ANTEV Başkanı Avukat Gülen İkizoğlu, Hollanda Fahri Konsolosu Ceren Çabukoğlu, Yörük Türkmen Gençliği Başkanı Ömer Köroğlu, SET Gurubu Başkanı Alper Alveroğlu, MÜSİAD Başkan Yardımcısı Süleyman Bilkay, Genç MÜSİAD Başkanı Ahmet Özkan, Antalyadaki Ispartalılar Dernek Başkanı Ali Erdal, Konyaaltı İlçe Mili Eğitim Müdürü Mehmet Gürcan, BAKSİFED Başkanı Mustafa Cengiz, KEMİAD Başkanı Özkan Çakmak, KKTC Konsolosu Aslı Erkmen, Çevre Mühendisleri Odası Şube Başkanı Ceren Şahin, Makine Mühendisleri Odası Şube Başkanı Devrim Kılıç,  Jeoloji Mühendisleri Odası Şube Başkanı Mustafa Karancı, Antalya Kent Konseyi Başkanı Semanur Kurt, Antalya Korkutelililer Dernek Başkanı Adnan İmirgi’nin anı sıra çok sayıda davetli katıldı.

YÖRSİAD BAŞKANI AVUKAT MUSTAFA ALPER ORAL: “ZORLU BİR KIŞ VAR”

YÖRSİAD Başkanı Avukat Mustafa Alper Oral, toplantının açılışında Antalya ekonomisinin mevcut görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bölgesel çatışmalar, savaş riski ve jeopolitik gerilimlerin petrol ve enerji maliyetlerini yükselttiğini belirten Oral, sanayici ve vatandaş açısından maliyet baskısının hissedileceği zorlu bir kışa girildiğini söyledi. Üretimin ve rekabet gücünün korunması için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı. Oral, Antalya ekonomisinin lokomotifi olan turizm sektörünün ise döviz kuru ve yüksek enflasyon nedeniyle ciddi bir baskı altında bulunduğunu ifade etti. Türkiye’nin Mısır, Yunanistan ve İspanya gibi rakipleri karşısında fiyat avantajı bakımından dezavantajlı konuma sürüklendiğini dile getirdi.

GİRDİLER TARIM ÜRETİCİSİNİ ZORLUYOR

İnşaat sektöründe de arsa, malzeme ve işçilik maliyetleriyle yüksek faizlerin ciddi sorun oluşturduğunu belirten Oral, finansmana erişimin zorlaşmasının hem yatırımcıları hem de vatandaşın konuta ulaşımını etkilediğini kaydetti. Antalya’nın tarımda Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu belirten Oral, gübre, mazot, tohum ve sulama maliyetlerinin üreticiyi zorladığını söyledi. COP31’in Antalya için iklim krizi, çevre ve dirençli kent altyapısı açısından önemli bir fırsat olduğunu ifade eden Oral, Yörüklerin ve yerel halkın tarım ve hayvancılıktan uzaklaştırılmaması gerektiğini vurguladı. Altıntaş’taki hızlı büyümenin altyapı, ulaşım ve kamu hizmetleri açısından yeni sorunlar doğurduğunu belirten Oral, bölgenin planlı bir yapıya kavuşturulması gerektiğini söyledi. Antalya-Alanya Otoyolu’nun yanı sıra gıda fiyatları, sermaye piyasaları, yasa dışı bahis ve gençlerin korunması gibi başlıklara da değinen Oral, kadınların ve gençlerin başarılarının topluma umut verdiğini dile getirdi.

ALİ ÇANDIR: “TARIM STRATEJİK SEKTÖR İLAN EDİLDİYSE GEREĞİ YAPILMALI”

Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, tarımın yalnızca girdi maliyetleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek sektörün sanayi, gıda, ilaç, tekstil ve kozmetik gibi çok sayıda alanla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Tarımın Türkiye ekonomisindeki payının yüzde 5-6 seviyesinde görünmesine rağmen sektörün etkisinin çok daha geniş bir alana yayıldığını ifade eden Çandır, tarımın stratejik sektör olarak görülmesi durumunda bunun gereğinin yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı. Çandır’a göre üreticinin en önemli sorunlarından biri finansman maliyetleri ve vade farkı olarak öne çıkıyor. Ziraat Bankası’nın tarımsal işletme kredilerindeki limitlerin son üç yılda enflasyona rağmen yeterince artırılmadığını belirten Çandır, bunun üretim maliyetlerini yükselttiğini dile getirdi. Tarımsal girdi platformu önerisiyle üreticinin aracısız ve daha uygun maliyetle girdi temin etmesini sağlayacak bir sistem üzerinde çalıştıklarını söyledi.

Çandır, tarımdaki bir diğer önemli sorunun ise iş gücü maliyetleri olduğunu belirterek bazı ürünlerde toplama maliyetinin ürün fiyatı içinde ciddi bir ağırlığa sahip olduğunu ifade etti. Tarım sektörüne özel bir sosyal güvenlik sistemi geliştirilmesi gerektiğini savunan Çandır, kırsaldaki gençlerin sosyal güvence nedeniyle şehirlerde sigortalı iş aramasının tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini söyledi. Hal sisteminde farklı veri sistemlerinin birbiriyle uyumlu çalışmadığını belirten Çandır, dijitalleşmeyle bu sistemlerin tek bir veri altyapısında buluşturulması gerektiğini ifade etti. YÖREX ve coğrafi işaret çalışmalarıyla yöresel ürünlerin yeniden üretilmesi, ticarileşmesi ve istihdam yaratmasının sağlandığını belirten Çandır, bu süreçte kadın kooperatifleri ve kadın girişimcilerin de öne çıktığını söyledi. Yöresel ürünlerin yalnızca ticari değer taşımadığını, gastronomi ve kırsal turizm aracılığıyla Antalya’nın turizmi 12 aya yayma hedefinde de kullanılabileceğini vurguladı.

MEHMET ALİ CAN: “2 MİLYAR DOLAR İHRACATA 25 GÜN ERKEN ULAŞTIK”

BAİB Başkanı Mehmet Ali Can, Batı Akdeniz’in ihracat performansına ilişkin rakamları paylaşarak bölgenin 2025 yılında 2 milyar 742 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini söyledi. Can, 2025 yılında 2 milyar dolar ihracat seviyesine 28 Eylül’de ulaşılırken, 2026’da aynı seviyeye 3 Eylül itibarıyla gelindiğini belirtti. Böylece 2 milyar dolarlık eşiğe 25 gün daha erken ulaşıldığını ifade eden Can, yıl sonunda geçen yıla göre yaklaşık 250 milyon dolarlık ilave ihracat gerçekleşmesini beklediklerini kaydetti. Yaş meyve ve sebze sektörünün Batı Akdeniz’in en fazla ihracat gerçekleştiren sektörü olduğunu belirten Can, sektörün 2026’da ihracatını yüzde 26 artırdığını söyledi. Biber ihracatının da yüzde 34 artışla 195 milyon dolar seviyesine ulaştığını belirten Can, yaş meyve ve sebze ihracatının yıl sonunda 900 milyon dolar civarına ulaşabileceğini ifade etti.

CAN’DAN COP31 DEĞERLENDİRMESİ

Can, BAİB olarak ticaret heyetleri, URGE projeleri ve yurt dışı pazarlama faaliyetleriyle firmaların yeni pazarlara açılmasına destek verdiklerini söyledi. ABD pazarına yönelik çalışmaların sonuç verdiğini belirten Can, 2010’da 12 milyon dolar olan bölge ihracatının 2025’te 197 milyon dolara yükseldiğini, 2026’da ise artışın sürdüğünü kaydetti. Antalya için önemli gelir kaynaklarından biri olan defne yaprağının Çin’e ihracatının 10 Eylül’de imzalanan protokolle açıldığını açıklayan Can, bunun üretici ve bölge ihracatı açısından katkı sağlayacağını söyledi. Hong Kong’da gerçekleştirilen fuarda Antalya ve Batı Akdeniz ürünlerine yoğun ilgi gösterildiğini belirten Can, özellikle incir ve kayısı konusunda önemli talepler aldıklarını ifade etti. Can ayrıca Antalya’da 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde düzenlenecek COP31’in tarım, gıda güvenliği, sürdürülebilirlik ve iklime dirençli üretim açısından önemli bir fırsat oluşturacağını dile getirdi.

ZEKİ GÜRSES: “ANTALYA SERBEST BÖLGESİ LOJİSTİK AVANTAJA SAHİP”

ASBAŞ Genel Müdürü Zeki Gürses, serbest bölgelerin ihracatın artırılması ve üretimin geliştirilmesi açısından taşıdığı role dikkat çekti. Türkiye’de serbest bölgelerde üretim ve ihracat yapan firmalar için kurumlar vergisi, KDV ve belirli koşullarda gelir vergisi stopajı bakımından çeşitli avantajlar bulunduğunu anlatan Gürses, sistemin temel olarak ihracat ve üretimi teşvik ettiğini söyledi. Serbest bölgelerde yatırımcıların yalnızca vergi avantajlarına değil, lojistik imkânlara da baktığını belirten Gürses, dünyadaki başarılı serbest bölgelerde güçlü lojistik altyapının öne çıktığını ifade etti. Antalya Serbest Bölgesi’nin limanlara, havalimanına ve Avrupa ile Orta Doğu pazarlarına yakınlığının önemli avantaj sağladığını kaydetti. Antalya’nın sosyal gelişmişlik düzeyi, üniversiteleri ve nitelikli iş gücüne erişim imkânının da yatırımcılar açısından önemli unsurlar olduğunu söyledi.

SERBEST BÖLGELERDE YATIRIMIN ÖNEMİ

Gürses, Antalya Serbest Bölgesi’nin özellikle müşterisi hazır olan ve ihracat ile imalat yapmak isteyen firmalar açısından avantajlı bir konuma sahip olduğunu ifade etti. Serbest bölgelerde yatırım kararlarında artık yalnızca teşviklerin yeterli olmadığını belirten Gürses, lojistik, üretim altyapısı ve nitelikli iş gücünün birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Antalya’nın uluslararası havalimanına yakınlığının Avrupa’daki birçok noktaya kısa sürede ulaşım sağladığını belirten Gürses, bunun yatırımcı açısından önemli bir rekabet unsuru olduğunu dile getirdi. Serbest bölgelerin ihracat yapan yerli ve yabancı ortaklı firmalara farklı imkânlar sunduğunu anlatan Gürses, üretim ve imalat faaliyetlerinin sistem içerisindeki önemine dikkat çekti. Gürses’in sunumunun ardından toplantı soru-cevap bölümüyle devam ederken, üyeler konuşmacılara merak ettikleri konuları yöneltti.

YENİ ÜYELERE KEYFİYE TAKDİM EDİLDİ

Toplantının soru-cevap bölümünün ardından YÖRSİAD’a yeni katılan Avukat Ömer Faruk Tızlak, Prof. Dr. Ramazan Özçelik ve Selahattin Baygut’a üyelik rozeti, Yörük keyfiyesi ve üyelik belgeleri takdim edildi. Ardından toplantıya katılan konuşmacılara da keyfiye takdim edildi. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

REKLAM ALANI