Eğitim ve İstihdamın Geleceği İTÜ’de Ele Alındı

İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi (EPAM) tarafından düzenlenen İstanbul Eğitim Konferansı’nın altıncısı, “Eğitim ve İstihdamda Uyum Arayışı” temasıyla 26 Eylül 2026 Cumartesi günü İstanbul Teknik Üniversitesi’nde gerçekleşti. Yoğun ilgi gören konferansta eğitim ile istihdam arasındaki uyum, değişen beceri ihtiyaçları, yapay zekânın eğitime etkisi ve geleceğin insan kaynağının yetiştirilmesine yönelik politika yaklaşımları ele alındı.
Konferansın açılışında Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Cihad Demirli, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Cem Gençoğlu, İTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Ataoğlu ve İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Av. Ahmet Sait Öner konuştu. Oturumlarda Kansas Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yong Zhao ve Singapur Sosyal Bilimler Üniversitesi’nden Doç. Dr. Gog Soon Joo’nun da aralarında bulunduğu ulusal ve uluslararası uzmanlar sunum yaptı. Konferans kapsamında EPAM’ın eğitim-istihdam ilişkisini uluslararası verilerle inceleyen raporu da katılımcılarla paylaşıldı.
Demirli: “Uyum arayışı eğitimi istihdamın aracı olarak görmemeli”
Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Cihad Demirli, eğitim ile istihdam arasındaki uyumun önemli olduğunu ancak bu arayışın eğitimi yalnızca istihdama hizmet eden bir araca indirgememesi gerektiğini söyledi. “İnsan yetiştiriyoruz ve bu bize ‘nasıl bir insan?’ sorusunu soruyor. İnsanı diğer varlıklardan ayıran, aklını ve vicdanını birlikte kullanabilmesidir” diyen Demirli, bilgi, beceri, eğilim ve değerleri bir bütün olarak ele alan bir eğitim anlayışına ihtiyaç olduğunu vurguladı. Mesleklerin niteliğinin değişebileceğini, önemli olanın bireyi bu değişime uyum sağlayabilecek bir hazırlık sürecinden geçirmek olduğunu belirten Demirli, 2024 Politika Belgesi’nde eğitimin niteliği ve istihdama hazırlığın üç ana temadan biri olduğunu hatırlattı.
Lise mezuniyeti sonrasında istihdamı güçlendirecek politikalar için üretim, sanayi ve ticaret dünyasıyla eğitim arasında yakın temas kurulması gerektiğini söyleyen Demirli, bireylerin yetenek ve eğilimlerine göre yönlendirilmesi ihtiyacının arttığını, meslek ortaokulları gibi modellerin bilinçli yönlendirme açısından değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Demirli yapay zekâya ilişkin olarak “Yapay zekânın nereye varabileceğini ciddiyetle ele almalıyız. Yeni mesleklerin ve yeni becerilerin ortaya çıkacağı bir döneme hazırlanmalıyız. Çocukların yapay zekâ ile hangi düzeyde ve hangi amaçla etkileşime girdiği araştırılmalı; eğitimde yapay zekâdan nasıl yararlanılacağına dair açık ve etik bir çerçeve oluşturulmalı” dedi. AB’nin dijital vatandaşlık kazanımları ile Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli arasında yüksek düzeyde uyum bulunduğunu belirten Demirli, “Özgün üretim ve patent geliştirebilen gençlere ihtiyacımız var. Eğitim ve istihdam arasındaki uyum arayışı yarın da devam edecek dinamik bir süreçtir” diyerek konuşmasını tamamladı.
Yong Zhao: “Yapay zekâ çağında öğrenme doğru soruyu bulmakla başlıyor”
Konferansın ilk oturumunda sunum yapan Kansas Üniversitesi Eğitim ve İnsan Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yong Zhao, teknolojinin yalnızca ekonomiyi değil eğitime bakışı da dönüştürdüğünü söyledi. Ekonomilerin fiziksel ürünlerden psikolojik ve deneyime dayalı ürünlere kaydığını belirten Zhao, “Artık soru herkesin hangi becerilere sahip olması gerektiği değil, yapay zekâ çağında neyin öğrenmeye değer olduğu. Herkes aynı becerilere sahip olamaz ve olmak zorunda da değil; yaratıcılık, eleştirel düşünme ve iş birliği her bireyde farklı biçim alır” dedi.
Sınav puanlarının öğrencinin yeteneğinden çok aile geliri ve sosyal arka planla ilişkili olduğunu söyleyen Zhao, liyakatin yalnızca sınav sonuçlarıyla ölçülebileceği fikrinden uzaklaşılması gerektiğini savundu. “İnsanlar farklı doğar ama okullar herkesi aynıymış gibi öğretiyor. Öğrenciler arasındaki farklılıklar bir yük değil, bir kaynaktır” diyen Zhao, kişiselleştirmenin herkesi farklı yollarla aynı sonuca götürmek olmadığını, farklı yetenekleri, ilgileri ve öğrenme biçimlerini tanımak anlamına geldiğini vurguladı.
Zhao yapay zekâ konusunda “Yapay zekâ güçlü bir araç; ama öğrencilerin bu araçlara yaslanmadan önce anlamlı sorular kurmayı öğrenmesi gerekiyor. Her şeyi yapay zekâya bıraktığımızda öğrencinin kendi başına düşünme ihtiyacı azalabilir” dedi. TikTok ve yapay zekâ gibi teknolojilerin öğrencilere okuldan daha ilgi çekici gelebildiğini belirten Zhao, birçok ülkedeki cep telefonu yasağı tartışmalarına atıfla “Sadece telefonlar yasaklansın mı diye sormak yerine, öğrencilerin bu ortamlara neden bağlandığını ve okulların bundan ne öğrenebileceğini de sormalıyız” ifadesini kullandı. Zhao, “Hiçbir öğrenciye belirli bir işi garanti edemeyiz. Eğitimin yapabileceği şey, uyum sağlama, değer üretme ve değişen fırsatlara cevap verme kapasitesini geliştirmektir. Eğitimin ‘ben’den ‘biz’e geçmesi, başkaları için değer üretme yeteneğini merkeze alması gerekiyor” diyerek küçük düzeltmelerin değil dönüştürücü bir değişimin gerektiğini söyledi.
Gog Soon Joo: “Giriş seviyesi işlerdeki düşüşün tek sebebi yapay zekâ değil”
Singapur Sosyal Bilimler Üniversitesi Yetişkin Eğitimi Enstitüsü Kıdemli Direktörü Doç. Dr. Gog Soon Joo, meselenin yalnızca becerilerin nasıl kazanıldığı değil, iş yerinde ne kadar etkin kullanıldığı olduğunu söyledi. “İşlerin, insanların hâlihazırda sahip olduğu becerileri daha iyi kullanacak şekilde nasıl tasarlandığını düşünmemiz gerekiyor” diyen Gog, önceki sanayi devrimlerinin kaynaklara erişimi olan az sayıda kişiyle sınırlı kaldığını, yapay zekânın ise güçlü teknolojik imkânları çok daha geniş bir kitleye açtığını ve bu yönüyle özgürleştirici bir araç olduğunu belirtti.
Küresel verilere göre giriş seviyesi işlerdeki düşüşün üretken yapay zekânın yaygınlaşmasından önce, 2019 civarında başladığını aktaran Gog, “Bu düşüşü yalnızca yapay zekâya bağlamak doğru değil” dedi. Yazılım mühendisliğini örnek veren Gog, mesleğin kod yazmaktan çözüm tasarlamaya, yapay zekânın ürettiği kodu doğrulamaya, sistemin hangi katmanında yapay zekâya yer verileceğine karar vermeye ve genç geliştiricilere mentorluk yapmaya doğru kaydığını; ürün geliştirme döngülerinin üç yıldan üç aya indiğini söyledi.
OECD’nin yetişkin beceri araştırmalarına dayanarak teknoloji kullanımının son on yılda tüm meslek gruplarında arttığını belirten Gog, yenilikçi iş yerlerinin “birlikte yenilik üreten iş birlikçi bireyler” gerektirdiğini vurguladı. Gog, eğitim kurumları ile teknoloji şirketleri, sektör kuruluşları ve odalardan oluşan talep tarafı arasında daha güçlü bir iş birliğine ihtiyaç olduğunu, tek bir beceri modelinin her sektörde aynı şekilde işlemeyeceğini söyledi.
Öner: “Çözümü sadece eğitim programlarında arayamayız”
İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Av. Ahmet Sait Öner açılış konuşmasında eğitim ile istihdam arasındaki ilişkinin ülkelerin geleceğini olduğu kadar eğitim sistemlerinin dönüşümünü de şekillendirdiğini söyledi. “Mevcut mesleklerin hangi şekillerde dönüştüğünü sorgulamak, geleceğin mesleklerini ve becerilerini bugünden değerlendirmek zorundayız” diyen Öner, eğitimin bireye ne kazandırdığı sorusunun yalnızca niceliksel değil niteliksel uyum açısından da ele alınması gerektiğini belirtti. Öner, “Çözümü sadece eğitim programlarında arayamayız. Bu, kamuda birden çok aktörün ortak sorumluluğudur” dedi.
Ataoğlu: “Mühendislik okumak ayrı, mühendis olmak ayrı”
İTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Ataoğlu, üniversite eğitiminin doğrudan bir meslek eğitimi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. “Üniversite mezununun mutlaka eğitim aldığı mesleği icra etmesi gerekmiyor. Bilim sınırları olmayan bir alan” diyen Ataoğlu, “Çok düşük ücretlerle mühendislik yapmayı tercih eden bir tabloyla karşı karşıyayız. Biz diploma verirken bir unvan da veriyoruz. Ama mühendislik okumak ayrı, mühendis olmak ayrı” dedi.
Gençoğlu: “Daha yüksek notlar değil, daha güçlü muhakeme”
Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Cem Gençoğlu, “Henüz ortaya çıkmamış problemlere nasıl hazırlıklı olacağız? Önemli olan bilgiyi yalnızca edinmek değil, onu kullanabilmek ve yeni durumlara aktarabilmek” dedi. Yapay zekâ çağında bilgiye erişimin kolaylaştığını belirten Gençoğlu, eğitimin bugünün mesleklerine insan yetiştirmekten çok daha kapsamlı bir amaç taşıdığını, meselenin “daha yüksek notlar değil, daha güçlü bir muhakeme becerisi” olduğunu söyledi.





