Akdeniz’de Plastik Ve Mikro Plastik Kirliliği

Akdeniz’de Plastik Ve Mikro Plastik Kirliliği
Yayınlama: 30.10.2026
7
A+
A-

Antalya’dan Mersin ve Adana’ya uzanan Akdeniz kıyılarında plastik ve mikroplastik kirliliği endişe verici boyutlara ulaştı. Antalya Kent Konseyi Çevre Çalışma Grubu tarafından yapılan değerlendirmede, özellikle Alanya’da gerçekleştirilen ön incelemelerde bazı noktalarda plastik ve mikroplastik yoğunluğunun daha önce bildirilen en yüksek değerlerin 2 ila 65 katına çıktığı belirtildi. Kıyılardaki kirliliğin deniz yüzeyinde, su altında ve sahillerde etkisini gösterdiğine dikkat çekildi.

Antalya Kent Konseyi Çevre Çalışma Grubu olarak, 12 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirdiğimiz toplantıda bu yaz Akdeniz kıyılarımızda yoğunlaşan plastik ve mikroplastik kirliliğini değerlendirdik. Temmuz ayından itibaren Antalya’dan Mersin ve Adana’ya uzanan kıyılarda deniz yüzeyinde, su altında ve sahillerde görülen kirlilik, sorunun boyutlarını bir kez daha ortaya koydu. Alanya’da yapılan ön incelemelerde, bazı noktalarda Türkiye’nin Akdeniz kıyıları için daha önce bildirilen en yüksek değerlerin 2 ila 65 katına ulaşan plastik ve mikroplastik yoğunlukları ölçüldüğü açıklandı.

Bu süreçte kamu kurumları tarafından önemli adımlar atıldı. Antalya Valiliği, 29 büyük akarsu ağzına bariyer kurulacağını duyurdu ve plastik kırma tesislerinde habersiz denetimler başlatıldığını bildirdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile il müdürlüklerinin açıklamalarına göre, 1 Temmuz’dan bu yana 76 tesise toplam 153,6 milyon TL idari para cezası uygulandı ve 28 tesisin faaliyeti durduruldu. İstanbul’da 31 Ağustos’ta başlayan Türkiye Plastik Atık Çalıştayı’nın Valiler Oturumu’nda ise Muğla, Antalya ve Adana valileri ile Mersin Vali Yardımcısı, bölgelerinde yürütülen çalışmaları ve yerel uygulamaları paylaştı.

Bu süreçte emek veren tüm kurum ve yetkililere teşekkür ediyoruz.

Peki, kalıcı bir çözüme ulaştık mı? Ne yazık ki henüz hayır.

Adana Valisi Mustafa Yavuz’un da aynı oturumda vurguladığı gibi, “Kalıcı çözümün güçlü altyapı, güvenilir veri ve sürekli izlemeyle mümkün olacağına inanıyoruz.” Ancak bu üç temel koşulun henüz yeterince sağlandığını söylemek mümkün değil. Türkiye’nin 2025 yılında Avrupa Birliği’nden yaklaşık 510 bin ton plastik atık ithal ettiği ve bu miktarın rekor düzeye ulaştığı bildiriliyor. Avrupa Komisyonu da Eylül 2026’da Türkiye’nin plastik atık yönetiminde önemli iyileştirmelere ihtiyaç duyduğuna dikkat çekti.

Buna karşılık, plastik atık ithalatını sona erdirecek bir takvime, çalıştayın sonuç bildirisine ve Antalya İl Müdürlüğünün yürüttüğü denetimlerin ayrıntılı sonuçlarına ilişkin kamuoyuyla paylaşılmış yeterli bilgiye henüz ulaşılamıyor. Oysa sorunun büyüklüğü, alınan önlemlerin ve elde edilen sonuçların şeffaf biçimde açıklanmasını gerektiriyor.

Plastik kirliliğinin kaynakları birlikte ve ayrı ayrı yönetilmelidir

Denizlere ulaşan plastikler tek bir kaynaktan gelmiyor. Dere yataklarından tarımsal faaliyetlere, teknelerden turizme ve geri dönüşüm tesislerine kadar uzanan bu çok yönlü sorun, her kaynağa özgü önlemlerle ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır.

  • Dere yatakları ve tarımsal atıklar: Adana’da geri dönüşüm tesislerinin aşağı kesimlerindeki sulama kanallarında mikroplastik miktarının 132 kata kadar arttığı; Seyhan Nehri’ne bağlanan bu kanallar aracılığıyla saatte 5,3 milyarı aşkın parçacığın taşındığı bildiriliyor. İskenderun Körfezi’ndeki plajlarda bulunan plastiklerin yüzde 11’inin sera örtülerinden kaynaklandığı belirtiliyor. Bu bulgular, tarımsal plastiklerin toplanması ve uygun biçimde yönetilmesinin önemini ortaya koyuyor.
  • Tekneler: Antalya ve Muğla açıklarında deniz tabanındaki çöp miktarının yaz aylarında gezi teknesi sayısıyla birlikte artması, deniz araçlarından kaynaklanan atıkların düzenli olarak izlenmesi ve kontrol edilmesi gerektiğini gösteriyor.
  • Turizm: Akdeniz’de turizm faaliyetlerinin yaz aylarında deniz çöpü miktarını yüzde 40 artırdığı bildiriliyor. Antalya Valisi Hulusi Şahin’in çalıştayda dile getirdiği, “Bizim sadece yüzde 1’lik rezervasyon iptali 300 milyon dolara malolur” ifadesi, deniz ve kıyı kirliliğinin yalnızca ekolojik değil, ekonomik sonuçlarının da bulunduğunu hatırlatıyor. Kıyıların korunması, turizmin geleceği açısından da vazgeçilmezdir.
  • Geri dönüşüm sektörü ve plastik atık ithalatı: Alanya’daki ön bulgulara göre, incelenen parçacıkların yüzde 59–93’ü geri dönüşüm tesislerine özgü işlem izleri taşıyor. Bu bulguların kapsamlı ve bağımsız çalışmalarla doğrulanması gerekmekle birlikte, geri dönüşüm faaliyetlerinin çevresel etkilerinin etkin biçimde denetlenmesinin önemini ortaya koyuyor.

Plastik kirliliği yalnızca denizleri değil, sağlığımızı ve gıda güvenliğimizi de tehdit ediyor

Çevreye bırakılan plastikler zamanla parçalanarak mikroplastiklere dönüşüyor. Bu parçacıklar denizlerde, kıyılarda, tarım topraklarında ve canlıların bünyesinde birikerek uzun vadeli çevresel ve sağlık riskleri yaratıyor.

Türkiye’nin Akdeniz kıyılarında incelenen balıkların yüzde 58’inde mikroplastik bulunduğu bildiriliyor. Mikroplastikler ve bünyelerindeki bazı kimyasallar besin zinciri boyunca taşınabiliyor; kimi kimyasallar deniz besin ağlarında birikerek daha yüksek yoğunluklara ulaşabiliyor. Mikroplastiklerin insan plasentasında ve kanında saptanmış olması da insan sağlığı açısından kaygıları artırıyor. Damar plaklarında mikroplastik bulunan hastalarda kalp krizi, inme veya ölüm riskinin yaklaşık 4,5 kat daha yüksek olduğunu bildiren araştırmalar ise bu konudaki bilimsel izlemenin önemini ortaya koyuyor.

Sorun yalnızca denizlerle sınırlı değil. Mikroplastiklerin toprakta bakteri çeşitliliğini azaltabildiği ve azot döngüsünü aksatabildiği gösteriliyor. Toprağın verimliliğini ve ekolojik işleyişini sağlayan canlı sistemlerin zarar görmesi, uzun vadede tarımsal üretimi ve gıda güvenliğini de tehdit ediyor.

Atık ticareti, çevreyi kirletme hakkı vermez

Şehitlerimizin kanıyla vatan kılınan bu toprakların ve ortak doğal mirasımız Akdeniz’in, kısa vadeli ticari kazanç uğruna kirletilmesine razı değiliz.

Türkiye’nin 2025 yılında Avrupa Birliği’nden ithal ettiği plastik atığın değerinin kilogram başına yaklaşık 18 avro sent düzeyinde olduğu belirtiliyor. Başka ülkelerden atık ithal edilmesi; bu atıkların tamamının güvenli biçimde işlenememesi ve ayrıştırılamayan kısmının derelere, tarım alanlarına ve denizlere karışması pahasına sürdürülemez. Geri dönüşüm adı altında kirliliğin ülkemize taşınmasına izin verilmemelidir.

Geri dönüşümün gerçek anlamda çevresel fayda sağlayabilmesi için atıkların kaynağından başlayarak izlenmesi, tesislerin mevzuata uygun çalışması, çevreye salımların önlenmesi ve denetim sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması gerekir. Aksi hâlde geri dönüşüm, çevre sorununu çözmek yerine başka bölgelere ve gelecek kuşaklara aktaran bir faaliyete dönüşebilir.

COP31 öncesinde Akdeniz için kalıcı çözüm zamanı

Antalya, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ev sahipliği yapacak. Dünyanın dikkatinin Antalya’da olacağı bu dönemde, Akdeniz’deki plastik kirliliğine kalıcı çözümler geliştirmek hem çevresel sorumluluğumuz hem de önemli bir fırsattır.

Antalya Kent Konseyi Çevre Çalışma Grubu olarak, plastik kirliliğiyle mücadelede aşağıdaki adımların atılmasını talep ediyoruz:

  1. Akdeniz Plastik Kirliliği Eylem Planı hazırlanmalıdır. Dere yatakları ve tarımsal atıklar, tekneler, turizm faaliyetleri ve geri dönüşüm sektörü ayrı ayrı ele alınmalı; her başlık için sorumlu kurumlar, ölçülebilir hedefler, uygulama takvimi ve izleme göstergeleri belirlenerek plan kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
  2. Plastik atık ithalatının sona erdirilmesine yönelik takvim açıklanmalıdır. Bu hedefe ulaşılıncaya kadar ithalat miktarları, denetimler, tespit edilen ihlaller ve uygulanan yaptırımlar düzenli olarak kamuoyuna duyurulmalıdır.
  3. Geri dönüşüm tesislerinin çevresel etkileri etkin biçimde kontrol edilmelidir. Tesislerin atık su deşarjları ve plastik kayıpları düzenli, mümkün olan yerlerde sürekli izlenmeli; izinsiz ve mevzuata aykırı faaliyet gösteren tesisler hakkında gerekli idari ve hukuki işlemler uygulanmalıdır. Tekrarlanan ihlallerin önlenmesi için yaptırımların etkinliği de izlenmelidir.
  4. Tarımsal plastikler için üretici sorumluluğuna dayalı toplama sistemi kurulmalıdır. Sera örtüleri, damla sulama boruları ve tarımsal ilaç ambalajları için erişilebilir toplama ve geri kazanım mekanizmaları oluşturulmalı; Antalya Valiliğinin duyurduğu 29 akarsu ağzındaki bariyer uygulaması tamamlanarak sonuçları kamuoyuna açıklanmalıdır.
  5. Deniz araçları ve turizm kaynaklı atıklar kontrol altına alınmalıdır. Teknelerin atıklarını teslim etmeleri kayıt altına alınmalı ve etkin biçimde denetlenmeli; turizm işletmelerinde tek kullanımlık plastiklerin azaltılmasına yönelik somut hedefler ve uygulamalar hayata geçirilmelidir.
  6. Bağımsız ve sürekli mikroplastik izleme sistemi kurulmalıdır. Üniversitelerin katkısıyla deniz suyu, balıklar, kıyı sedimentleri ve tarım topraklarında düzenli ölçümler yapılmalı; yöntemler, sonuçlar ve izleme verileri açık erişimli olarak yayımlanmalıdır. Böylece alınan önlemlerin etkisi ölçülebilmeli ve gerekli durumlarda politikalar güncellenebilmelidir.

Kamuoyunu bilgi edinmeye ve takipçi olmaya çağırıyoruz

Kalıcı çözümler, yalnızca kararların alınmasıyla değil, uygulamaların izlenmesi ve sonuçların kamuoyuna açıklanmasıyla mümkün olacaktır. Bu nedenle tüm duyarlı vatandaşlarımızı, plastik kirliliğiyle mücadelede duyarlı olmaya çağırıyoruz.

Takip edilmesi ve duyarlı olunması gereken konular:

  • Plastik geri dönüşüm tesislerinde kaç denetim yapılmıştır? Kaç tesise yaptırım uygulanmış, faaliyeti durdurulan tesislerden kaçı yeniden açılmıştır?
  • Türkiye’nin 2026 yılında gerçekleştirdiği plastik atık ithalatı ne kadardır? Bu ithalatı sona erdirmeye yönelik bir takvim hazırlanmakta mıdır?
  • Tarımsal plastik atıkların toplanması ve kontrolüne yönelik hangi çalışmalar yürütülmektedir?
  • Teknelerden kaynaklanan atıklar nasıl kayıt altına alınmakta ve denetlenmektedir?
  • Akarsu ağızlarına kurulacağı açıklanan bariyerlerin kaçı tamamlanmış, mevcut uygulamaların kirliliği önlemedeki etkinliği nasıl değerlendirilmektedir?
  • Geri dönüşüm tesislerine yönelik denetimlerin sonuçları ve ölçüm verileri kamuoyuyla ne zaman paylaşılacaktır?

Akdeniz’in geleceği, alınan önlemlerin kararlılıkla uygulanmasına ve sonuçlarının şeffaf biçimde izlenmesine bağlıdır. Antalya başta olmak üzere Akdeniz kıyılarımızın, denizlerimizin ve doğal varlıklarımızın korunmasını; plastik kirliliğine karşı geçici müdahalelerle yetinilmeyerek kalıcı ve denetlenebilir çözümlerin hayata geçirilmesini talep ediyoruz.

 

REKLAM ALANI