Tekin’den COP31 Öncesi Antalya İçin Kalıcı Çözüm Çağrısı

Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Mehmet Fatih Tekin, Antalya’nın ev sahipliğine hazırlandığı COP31 İklim Zirvesi öncesinde kamu kaynaklarının kullanımı, zirvenin çevresel etkileri ve Antalya’ya bırakacağı kalıcı kazanımlar konusunda değerlendirmelerde bulundu. Tekin, “İklim zirveleri geçici tedbirlerle değil, kalıcı çözümlerle anlam kazanır” dedi.
Antalya, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Mehmet Fatih Tekin, zirvenin ekonomik ve çevresel boyutlarının şeffaf biçimde ele alınması gerektiğini belirtti.
İklim değişikliği, kuraklık, su kıtlığı ve orman yangınlarının Türkiye’nin geleceği açısından ciddi tehditler oluşturduğunu ifade eden Tekin, iklim sorunlarının uluslararası düzeyde ele alınmasını önemsediklerini ancak büyük organizasyonların maliyetleri ve kalıcı sonuçlarının da sorgulanması gerektiğini söyledi.
“Kamu kaynaklarının kullanımında hesap verebilirlik zorunludur”
COP31 hazırlıkları kapsamında yapılan harcamalara ilişkin kamuoyuna yansıyan rakamlara dikkat çeken Tekin, sözleşme bedelleri ile fiili harcamaların birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti.
Tekin, “Basına yansıyan ve ihale kayıtlarına dayandırılan haberlere göre COP31 hazırlıklarına ilişkin sözleşme bedellerinin 25 milyar TL’yi aştığı ifade ediliyor. Bu tutarın fiilen yapılan harcamayı veya nihai maliyeti göstermediğinin de altını çizmek gerekir. Bakanlığın ise 2 milyar dolarlık ekonomik hareketlilik ve kalıcı yatırımlar öngördüğü belirtiliyor. Yetkilileri sözleşmeleri, yapılan ödemeleri, kalıcı yatırımları ve beklenen ekonomik katkının Antalya esnafına nasıl yansıyacağını açıklamaya davet ediyoruz” dedi.
Vatandaşların ekonomik sıkıntılarla mücadele ettiği bir dönemde kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflığın önemine vurgu yapan Tekin, kamuoyunun bütün mali süreçleri açık biçimde görebilmesi gerektiğini kaydetti.
“Elektrikli ulaşım sadece zirve süresince kalmamalı”
COP31 kapsamında Antalya’da kullanılmak üzere farklı illerden elektrikli otobüslerin getirileceğine ilişkin haberleri de değerlendiren Tekin, elektrikli ulaşımın kalıcı bir şehir politikası haline getirilmesi gerektiğini söyledi.
Tekin, “Elektrikli ulaşım elbette olumlu bir adımdır. Ancak burada önemli olan, iklim dostu ulaşımın yalnızca uluslararası konuklara mı sunulacağı, yoksa Antalya halkının günlük hayatının da bir parçası haline gelip gelmeyeceğidir” ifadelerini kullandı.
Antalya merkezinde ve ilçelerinde fosil yakıtlı araç kullanımının halen yaygın olduğuna dikkat çeken Tekin, elektrikli toplu taşımanın kent genelinde yaygınlaştırılması, şarj altyapısının güçlendirilmesi ve toplu taşıma ağının geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Zirve döneminde şehirlerarası otobüs ve ağır vasıtalara yönelik saat kısıtlamaları, etkinlik alanı çevresindeki park yasakları ve bazı ilçeler arasındaki sefer azaltmalarına ilişkin kararların da vatandaş ve esnaf açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Tekin, ulaşım planlarının yakıt tüketimi ve emisyonlara etkisinin hesaplanmasını istedi.
“Antalya’ya geçici bir organizasyon değil, kalıcı bir orman bırakılsın”
COP31’in oluşturacağı karbon ayak izinin yalnızca ölçülmesinin yeterli olmayacağını ifade eden Tekin, zirve kapsamında uçak yolculukları, kara yolu transferleri, konaklama, enerji tüketimi ve inşaat faaliyetlerinden kaynaklanacak emisyonların şeffaf biçimde hesaplanması gerektiğini söyledi.
Su tüketiminin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirten Tekin, Antalya’nın su kaynakları üzerindeki etkinin kamuoyuyla paylaşılmasını istedi.
Saadet Partisi Antalya İl Başkanlığı olarak zirve sonrasında da kente değer katacak kapsamlı bir ormanlaştırma ve ekosistem restorasyonu projesi önerdiklerini belirten Tekin, “COP31 kapsamında Antalya’da yalnızca sembolik birkaç fidan dikiminden ibaret olmayan, geniş bir alanı kapsayan, yerel ekosisteme uygun türlerin kullanıldığı, su kaynaklarını gözeten ve uzun yıllar bakımı güvence altına alınmış büyük bir orman oluşturulmalıdır” dedi.
Dikilen fidanların yaşama oranlarının düzenli olarak takip edilmesi ve projenin bağımsız biçimde denetlenmesi gerektiğini belirten Tekin, sonuçların kamuoyuna düzenli olarak açıklanmasını istedi.
Ağaçlandırmanın karbon emisyonlarını anında ve tamamen ortadan kaldırmayacağını da vurgulayan Tekin, önceliğin emisyonları kaynağında azaltmak olması gerektiğini ifade etti.
“İklim mücadelesi ekonomik baskı aracına dönüşmemeli”
Tekin, iklim değişikliğiyle mücadelede ekonomik adalet boyutunun da göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.
Avrupa Birliği’nin sınırda karbon düzenlemesi başta olmak üzere karbon düzenlemeleri, teknoloji standartları ve ticari yükümlülüklerin ülkelerin gelişmişlik düzeyleri dikkate alınmadan uygulanmasının adaletsiz sonuçlar doğurabileceğini söyleyen Tekin, özellikle küçük üreticiler, çiftçiler ve gelişmekte olan ülkelerin ağır maliyetlerle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.
Tekin, “Bizim itirazımız çevrenin korunmasına değil, çevre hassasiyetinin adaletsiz ekonomik dayatmalara gerekçe yapılmasınadır. İklim adaleti yalnızca doğayı korumak değil, bu mücadelenin maliyetini ve imkânlarını da adil paylaşmaktır” diye konuştu.
Saadet Partisi’nden 6 maddelik çağrı
Saadet Partisi Antalya İl Başkanlığı olarak yetkililere çağrıda bulunan Tekin, şu talepleri sıraladı:
– COP31 kapsamında yapılan sözleşme bedellerinin, ödemelerin ve kalıcı yatırımların ayrı ayrı açıklanması,
– Zirvenin karbon ayak izi ve su tüketiminin bağımsız biçimde hesaplanarak kamuoyuna açıklanması,
– Elektrikli toplu taşımanın Antalya genelinde kalıcı olarak yaygınlaştırılması,
– Mevcut doğal ve tarımsal alanlar korunarak uzun vadeli ve bakımı güvence altına alınmış ormanlaştırma ve ekosistem restorasyonu projesi başlatılması,
– Önceki iklim zirvelerinde alınan kararların uygulanma düzeyinin ve COP31’in somut sonuçlarının belirli bir takvimle kamuoyuna açıklanması,
– İklim politikalarının küçük üreticileri, çiftçileri ve gelişmekte olan ülkeleri haksız ekonomik yükler altında bırakmayacak şekilde yürütülmesi.
Tekin, COP31’in başarısının zirveye katılan liderlerin sayısı veya organizasyonun büyüklüğüyle değil, ortaya konulan kalıcı sonuçlarla ölçülmesi gerektiğini söyledi.
“Antalya’nın ihtiyacı, iklimi konuşan bir zirveden daha fazlasıdır. İklim için çalışan, kamu kaynaklarını koruyan ve gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakan bir anlayışa ihtiyacımız var” diyen Tekin, zirvenin Antalya’ya kalıcı çevresel ve ekonomik kazanımlar bırakması gerektiğini ifade etti






