ARD Sigorta Aracılık Hizmetleri





















ARD Sigorta Aracılık Hizmetleri

Antalyalının günahları!

Yayınlama: 29.01.2026
18
A+
A-

Yazar Mustafa Kazım Aydın: Rahmetli Levent Kırca’nın 1988-2010 arasında, çoğunluğu TRT’de olmak üzere çeşitli televizyon kanallarında toplam 22 yıl yayımlanan bir güldürü programı vardı; ‘‘Olacak O Kadar…’’

Programda aynı adı taşıyan bir de şarkı seslendiriliyordu. Sözü ve müziği, Grup Gündoğarken’in kurucularından olan İlhan Şeşen‘e ait olan şarkının sözleri şöyleydi:

‘‘Aç gözünü seyret tekrarı yok bunun/ İşimiz muhabbet efkarı yok bunun/ Arada bir dilimiz sürçer ise af ola/ Tutmasını biliriz de kemiği yok bunun…

Niyetimiz kimseyi kırmak değildir/ Şuradakini buraya koymak değildir/ Arada bir zülfü yare dokunduk/ Tam yerine rast geldi manzara koyduk…’’

Antalya’daki son olayları, olaylar üzerine yapılan yorumları, atılan sosyal mesajlarını okuyunca bir kez daha hayretler içinde kaldım. Zülüfleri yüzüne dökülmüş, dokunulduğunda alınanlar olabilir diye bu dizeleri anımsatarak başlamak istedim.

Bir numaralı konu, afete dönüşen son yağışlar. Antalya Büyükşehir iddianamesi. Herkes bulunduğu-oturduğu-çöreklendiği konuma göre konuları değerlendirip yorumlar yapıyor. Harbi gibi dimdik duranlar yok denecek kadar az.

Taraftar korolarının atışması özetle şöyle:

Merkezi iktidar mensupları destekçilerine göre ‘‘CHP gelmiş böyle olmuş. Paralar hizmete değil, birilerinin cebine gitmiş.’’

Yerel iktidar mensupları ve destekçilerine, ‘‘AKP iktidarı sandıkta kaybettiği belediyeyi almak için dalavere çeviriyor. Belediyeyi çalışamaz hale getirmek için kaynakları kısıyor, yatırımlar aksıyor…’’

Bu coğrafya, bu kent yıllarca yağmalanmış ve yağmalanmaya devam ediliyor.

Cumhuriyet Meydanı’ndan Konyaaltı’na doğru yürüyün. Denize uzanan kayaların üzerindeki binalar kimin eseri. Falezlerdeki valilik lojmanı, DSİ sosyal tesisleri ne zamanın işi?

Lara’da bazı kesimlerde falezlerin yüksekliği kıyı mesafesi sayılarak imar planlarını ne zaman kimler yaptı, inşaat izinlerini kimler verdi?

Bu şehirde lise öğrencisi, şiddetli yağışta kapaksız rögara düştü. Cesedi metrelerce sonra bulundu, 6-7 yıl davası sürdü-süründü. Yıl 2004’tü. O tarihten AKP yönetimdeydi. Sonra sırasıyla CHP ve AKP yönetime geldi. Şimdi CHP’nin üçüncü dönemindeyiz; hâlâ benzer nedenlerle can kaybediyoruz.

Biri gitmiş diğeri gelmiş, sonuç değişmemiş.

Böyle bir ortamda önderler ve taraflar karşılıklı suçlama yarışında.

Bu şehirde 50 liralık taşlara bin liralık faturalar kesildiği iddia edildi, belediye kaynaklarıyla tesis yapılıp altın tepside birilerine sunuldu. Kimlerden hesap soruldu?

Belediyeyi sık boğaz etmek için raylı sistem bedelini geri ödeme planı değiştirildiğinde, belediyeye yapılan bağışlara el konulduğunda kimden ses çıktı?

Bir imar değişikliği ya da izni belediyeye takıldığında, merkezi yönetim eliyle belediye devre dışı bırakılırken kimler şehrine, belediyesine sahip çıktı?

İmar izniyle arsa, inşaat ya da daire sahibi olanlardan kaçı,  ‘‘Ben rüşvet vermem, babalar gibi gerçek değerden vergimi öder, verilmesi gereken hizmeti de isterim-alırım’’ dedi? Ya da hiç böyle diyen oldu mu? Yoksa, ‘‘falan yere bağış’’ adıyla ödemelerde anlaşıldı da vergi olarak verilip hizmet olarak istenmesi gereken paranın kırışılması yoluna mı gidildi?

Öyle işine geldiği, kendince güvenli bulduğun, çıkar kapısı gördüğün tarafta mevzilenip karşıya saydırarak bu işler düzelmez.

Düzelmesi için önce sen omurgalı olup kentine sahip çıkacak, üzerine düşeni yapacak, sonra hizmet isteyip hesap soracaksın.

‘‘En günahsız olan ilk taşı atsın’’ ya da herkes eteğindeki taşı olduğu yere döküp şapkasını üzerine koysun, günahsız olup olmadığını kendisine sorsun! Sonra mangaldan kül savursun!

‘‘Dilimiz sürçtü ise af ola…’’

mustaydn@gmail.com

 

 

 

 

REKLAM ALANI